ZOR ZAMANDA KUR'ANA TUTUNMAK

Peygamberimiz (s.a.v.)’in ifadesiyle, dünya bir gölgelik biz ise yolcu, kısa bir süre dinlenip yolculuğumuza devam edeceğiz. Evet, Dünyada ebedi olarak kimse kalmıyor; er veya geç bir gün ecelin oku bizi de avlayacak. Önümüzde kabir, arkamızda Azrail. Sağımızda cennet, solumuzda cehennem, yürüdüğümüz yol kıldan ince kılıçtan keskin. Hesaba yaklaşıyoruz, defterimiz yarın önümüze konacak, Rabbim “Ne yaptın” diye soracak, ne cevap vereceğiz? Ömür kısa olmasına rağmen görevimiz ağır, hedefe ulaşmanın önünde engeller çok; her köşe başında şeytan ve havarileri bizi bekliyor, pusu kurmuş bizi avlamak istiyor. Nefis pervasızca, ısrarla kendine kul olmamızı istiyor. Yaşadığımız dünya adeta isyanda yarışıyor. Çarşıda isyan, Pazar’da isyan, komşuda isyan, akrabalarda isyan, işveren kandırmanın peşinde, işçi kaytarmanın hesabını yapıyor, menfaat için dinini satan insanlar hak hukuk cellatları, konuşan çok, yaşayan az; günaha davet eden arkadaşlar kurana davet etmiyor. Yolsuzlukta ısrar eden dostlar “Namaz kıl” diye ısrar etmiyor. Para kazanmak için haramı meşru göstermeye çalışanlar, Allah’ın rızasını kazanmada bu kadar gayret sarf etmiyor. Yere kapandığında seni tutup kaldıranlar, günaha battığında elinden tutup kaldırmıyor. Evin yandığında üzülenler, günahla cehenneme koşarken üzülmüyor. Evet, böyle bir hayatın içerisindeyiz, onun için günümüzde istikamet üzere olmak çok zor. Dikenli yolda yürümek ne kadar dikkat gerektirirse bu zamanda günaha bulaşmamakta o derece zordur. Günaha kapalı ortamlarda, Allah’ın emirlerinin yaşandığı bir toplumda insan kendini muhafaza edebilir kolayca. Ancak başını döndürdüğün her taraf günaha davet ediyorsa, günah, isyan, küfür normal bir davranış halini almışsa Allah’ın istediği kulluğu yaşamanız çok zorlaşır. Böyle durumda kuranın ipine sıkıca tutunmaktan peygamberin sünnetine sarılmaktan başka çıkış yolu yoktur.

Merhameti sonsuz olan Yüce Allah, bu gibi tehlikeli ortamda, istikamet üzere kalabilmek için kitabı müminini işaret ediyor şu ayeti kerimesiyle:

“Şüphesiz, bu benim dost doğru yolumdur. Buna uyun (başka) yollara sapmayın. Sonra onlar sizi Allah’ın yolundan ayırır. İşte günahtan korunmanız için Allah, bunları emretti” (Enam, 153)

Örnek, önder, Kur’an’ın yürüyen hali, hayatıyla, yaşantısıyla kuranı talim eden, uygulayarak gösteren, asla nefsinden konuşmayan, Allah’ın Habibi, Peygamberimiz (s.a.v.)’de bir hutbesinde şöyle buyurmuştur:

“Sözlerin en doğrusu, Allah’ın kitabı, hal ve tavırların en güzeli ise Muhammed’in hal ve tavrıdır.” (Nisai)

Bize şahdamarımızdan daha yakın olan, bizi, bir annenin evladına olan sevgisinden daha fazla seven, ateşin azabından korumak için rehber olarak Kur’an’ı gönderen Allah, buyuruyor ki:

“Bu kendisinde şüphe olmayan kitaptır. Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için yol göstericidir” (Bakara, 2)

Evet, Rabbimizin son vahyi olan bu kitap kendisinde şüphe olmayan bir kitaptır. Ancak o, gönlünü kendisine açanlara yol gösterir. Kur’an gönül işidir. Ona ittiba sözle olmaz. Bizzat yaşayarak olur. Şaşı bir bakış, iradesiz bir duruş, ihlassız bir kabul ondaki faydayı engeller. Bulandırılmamış bir akılla kirletilmemiş bir kalple, gerçek manada tasdik edilmiş bir imanla ona tutunmak gerek, o zaman yol her sıkıntımız giderilecek, her ihtiyacımız karşılayacak ve rabbimizin rızasına nail olacağız şüphesiz…

Allah Bize Yetmiyor mu?

Yüce Allah buyuruyor ki:

“Kendilerine okunan kitabı, sana indirmiş olmamız onlara yetmiyor mu? Şüphesiz, bunda inanan bir kavim için rahmet ve bir öğüt vardır” (Ankebut, 51)

“Evet, o bize yetiyor her ihtiyacımız da onda mevcut "Allah varsa gam,keder olmaz, iman varsa her imkan da vardır ” diyerek onun ipine (kur'ana) sarıldığımız zamanlar hayal kırıklığına asla uğramayız, kimseye muhtaç olmayız. Biz Kur’an’ı şiar edinen, rehber edinen bir millettik, her kanunumuzun referansını ondan alırdık, dünyaya hükmettik, adaleti her yere götürdük, bizim dünyadaki sözümün üstüne kimse söz söyleyemezdi. Ancak gel gör ki ondan uzaklaşınca kendimizi  herkese muhtaç hisseder olduk.  Allah’a hayran olamadığımızdan  Allah bizi  başkalarına hayran hale getirdi. Onların gelenek ve göreneklerini taklit etmeyi farklılık olarak görür olduk.  Hâlbuki  "Dinlerine girmediğimiz sürece onların bizi sevmeyeceğini” Allah kerim kitabımızda bizlere bildiriyor. Ayrıca Kur’an Müslümanların her alanda ilerlemesini, düşmanlar karşısında mukavemet gösterebilmek için  ilimde, ahlakta edepte güçlü olmasını emir buyurur.

“Sabredin karanlıkla yarışın, düşmana karşı hazırlıklı olun (bir birinize dayanıp bağlanın) Allaha karşı gelmekten sakınınki başarıya ulaşa bilesiniz” (Ali İmran, 200)

Allah’ın Kapısına Devam Etmeli

Kur’an bir hazinedir. Dünyayı mı istiyorsun onda… Ahirete talipsen onda. Başarının sırrı ve anahtarı yine onda. O insanı beşere muhtaç olmanın esaretinden kurtarıp Allah’a kul olmanın hürriyetine ve bahtiyarlığına kavuşturur.

Rivayete göre garip adamın biri bir zaman Hz. Ömer’in kapısına devam etti, geliyor karnını orada doyuruyordu. Yine bir gün Hz. Ömer’in kapısına giderken bir ses duydu:

“Ey adam, Ömer’e mi baş vuruyorsun yoksa Allah’a mı? git kur ‘anı kerim öğrenmeye bak, o seni Ömer’e muhtaç olmaktan kurtarır, eteğine inciler doldurur.”

Yoksul ihtiyaç içerisinde kıvranan bu adam, bu uyarıdan sonra Hz. Ömer’in kapısına gitmekten vaz geçti. Kur’an kumaya başladı; onun emirlerini uygulamaya başladı, ondaki talimatları tatbik etti ve saadete erdi kısa bir zamanda.

Hz. Ömer kapısına devamlı gelen adamın niye gelmediğini öğrenmek için adamı aradı ve buldu, kendisine, niye gelmediğini sordu:

“Ey iyi huylu adam! niye bizi terk ettin? Artık kapımıza gelmez oldun? Yemeni, içmeni nerden karşılar oldun?”

Adam Ömer’in yüzüne baktı, gülümsedi ve dedi ki:

“Ey müminlerin emiri ben Rabbim ’in kitabını okudum, o beni Ömer ve başkalarına muhtaç olmaktan kurtardı, merak etme şimdi dopdoluyum”

Hz. Ömer ey Allah’ın sevdiği kul söyle bakalım, kur ’anda ne buldun. Adam kurandaki şu ayeti okudu:

“Rızkınız ve size vaat olunan şeyler göklerdedir.”

Bu mübarek ayetleri görünce kendi kendime: “Benim rızkım göklerdeymiş ancak ben onu yerlerde arıyorum. Benim istediklerim Allah’ın katındaymış ancak ben onu başkalarının kapısında arıyormuşum.” Bunu duyan Hz. Ömer, hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlamış, bundan sonra adamı her daim ziyaret etmiş.

Evet, bizi yaratan Allah, ihtiyacımızı da gideriyor. Nelere muhtaç olduğumuzu bilip o şeyleri yaratmış. Yeter ki onun kapısına devam edelim, isteyeceğimizi Ondan isteyelim, O bizi desteksiz ve yardımsız bırakmaz bizi şaşırtmaz, yolumuzdan ve istikametten ayırmaz.

Peygamberimizin (s.a.v.), kurtuluşun yolunu gösteren, dünya ve ahiret saadetini temin eden şu hadis'i şerifiyle bitirelim: 

 "Size iki şey bırakıyorum, bunlara uyduğunuz müddetçe, asla sapıtmayacaksınız. Bunlar: Allah’ın kitabı ve Resulünün sünnetidir” (Muvatta, Kader)

(Devam edecek…..)

Selam ve dua ile….

http://www.abdullatifacar.com/

YORUM EKLE
YORUMLAR
Bilal sürdem
Bilal sürdem - 13 ay Önce

Hocam konuları güzel örneklerle anlaşılır hale getirdiğin için çok teşekkür ederiz

Ahmet su
Ahmet su - 13 ay Önce

Allah razı olsun hocam bu zamanda ihtiyacımız olan tek şey kuran olduğunu hatırlatan bir yazı

Enes köç
Enes köç - 13 ay Önce

Allah razı olsun önce kuran sonra sünneti Nebi

Abdullatif Acar
Abdullatif Acar @Enes köç - 13 ay Önce

Elbette ki

Fzgry
Fzgry - 13 ay Önce

Ortalıkta bir sürü sapık hoca var onlarıda bi ifsat et üstat

Abdullatif Acar
Abdullatif Acar @Fzgry - 13 ay Önce

İnşAllah. O hoca geçinen sahtekarlar açığa çıkmaya başladı

Sezai duzenli
Sezai duzenli - 13 ay Önce

Yüreğine sağlık değerli hocam.ALlah razı olsun.