Taksimde Ezan Okunurken Neden Uludular?

   Ezanlar okunduğunda köpeklerin uluduğunu ve havladığını  duymuşsunuzdur mutlaka. Kim bilir belki bu, ezana icabettir. Köpeklerin hassas duyuş ve hissiyatları nedeniyle ezanla cereyan eden bazı olaylardan dolayı tepkilerini göstermeleri normaldir. Çünkü ezan her okuduğunda bir devrim gerçekleşir dünya semasında. Ezanlar küfrün burçlarını yıkıverirken şirkin bataklığına bulanmış insanların korkuları dehşete düşürür. Köpeklerin tepkilerin sebebi de  ezandan kaçan şeytan ve avanelerinin  düştüğü dehşet ve korkudan olsa gerek.

  Hangi hayvan olursa olsun her zaman Allah’ın emriyle hareket eder. Her mahluk Allah’ı zikreder kendi lisanınca. Tek muhalefet eden insandır. Şeytanın yolunu takip eden insanlar sadece ezana değil, İslam adına hiçbir şeye tahammül edemezler.

  Ezan secdeyi simgeler, namazı hatırlatır. İnsanları kulluğa davet eder. Halbuki şeytanın Allah’ın dergahından kovulmasına sebep olanda onun secde etmemesi değil midir? Bu nedenle şeytanın namaza karşı öncelikli bir düşmanlığı söz konusudur.

  Peygamber Efendimiz bu hususta ki şeytanın tahammülsüzlüğünü şöyle ifade ediyor.

 “Namaz için ezan okunduğu zaman, sesli sesli yellenerek, şeytan ezanı duyamayacağı yere kadar uzaklaşır. Ezan bitince tekrar gelir şeytan. kamet getirilmeye başlayınca tekrar kaçar. Kamet  bittiği zaman tekrar geri dönüp namazla kişi ile kalbinin arasına girip, vesvese atar. Ona: Filân şeyi hatırla, filân şeyi hatırla, diyerek önceden hatırına gelmeyen şeyleri hatırlatır. Böylelikle insan kaç rekât namaz kıldığını bilmez olur.”(Buhari)

  Şeytan ezanla korkudan ne yapacağını bilmeyen insan gibi şaşırır, tedirginliği onun ezanı bastırması için ses çıkarmasına sebep olur. Yellenmesinden kasıt budur. Kuran okunurken kaçmayan şeytanın ezan okunurken kaçması, Allah’ın birliğine şahitlik etmemek içindir.

  Ezan günde beş vakit minareden kuranın emirlerini tebliğ eder. Ezana icabet edenler kuranla tanışır ve şeytana muhalefet etmiş olurlar; birlik ve beraberliği tesis etmek için camilerde buluşurlar.

  Hak ve hakikat adına ümit aşılayan, insanlara kulluğu hatırlatan, kalplerdeki küllenmiş, tozlanmış imanı hakikatleri meydana çıkaran ezan, art niyetli birçok insanın da ümitsizliğe düşmesine sebeptir. Çünkü böyleleri bilirler ki; ezanla tevhit ilan edilirken onun feyzinden ve bereketinden kalplere tesirli bir dokunuş, İslam ümmeti olarak, dirilişin tohumlarının filizlenmesi anlamına gelir; insanları istikametten alıkoymak zorlaşır, batıl davaları adına korku peyda olur. Ezan ve namaz düşmanlığı yapan insanların tepkilerinin asıl çıkış noktası, yolundan gittikleri şeytandan başkası değildir.

  Şeytanı takip eden müşriklerde aynısını yapmışlardı; Bilal Habeş ezan okumaya başlayınca ezanı duymamak için kulaklarını tıkayanlar olduğu gibi sesleriyle ezanın sesini bastırmaya çalışanlar oldu. Ebu cehil ve aveneleri çocukları toplayıp ezanla alay etmişlerdi. “Bu kuranı dinlemeyin baskın çıkmak için o okunurken yaygara koparın” (Fussilet,26) diyen kafirler bu sefer ezan için harekete geçtiler.

  Yüce Allah buyuruyor ki:

 “Ezan okunduğu zaman, onlar ezanı alaya alıp eğlence yerine koyuyorlar. Bu, şüphesiz onların akılları ermeyen bir toplum olmalarındandır” (Maide,58)

  Ebu Cehillerin torunlar Taksim meydanında farklı bir şey mi yaptıklarını sanıyorsunuz? Bilal Habeş’in elleriyle, çığlıkları duymamak için kulaklarını kapatıp ezan okuduğu gibi, müezzin efendilerde kulaklarına ellerini götürüp, gür bir sedayla bu kutlu daveti devam ettirecekler emin olunuz! Uluyanlar ulusa da, ürüyenler ürüse de çığlık atanlar kendi çığlıklarında boğulacaklar. Ezan gittikleri her yerde onları adım adım takip edecek. zaman farkından dolayı hiçbir zaman  dlimi yoktur ki o an ezan okunmamış olsun. Ezanın susturulmasının ıslıkla olmayacağını bilmeyen bu aymazlar, Kadın hakları günü bahanesiyle bir araya gelip her çeşit çirkefliği pankartlarıyla, ifşa etmekten çekinmediler. Alabildiğine haya ve edepten yoksun bir anlayışla ahlaksızlıklarını gösterdiler.

  Tarihten beri bu hep böyle idi. Vitrinler farklı olsa da, gerçek yüzleri Müslüman ismiyle gizlense de aynı anlayış ve aynı zihniyet söz konusudur. İslam’a ve Müslümanlara karşı kinleri nefretleri, cami ve ezana karşı tahammülsüzlükleri aklın, havsalanın almayacağı şekilde devam etmektedir.

  Nasıl tahammül etsinler ki üç ayların başlangıcı olan Regaip gecesinde Cumhuriyet tarihinin en büyük camisi ibadete açıldı. İstanbul’un her yerinden görünen bu camiyi görmemek mümkün değil. Ezanı duymamak için kulaklarını tıkasalar olmuyordu. Şimdide gözlerini mi kapatacaklar?

   İmanın şartını temsilen 6 minareli inşa edilen bu Caminin üç şerefeli 4 minaresi Malazgirt Zaferi'ne ithafen 107,1 metre, iki şerefeli 2 minaresi ise 90 metre yüksekliğinde yapılmış. Kubbenin iç yüzeyine, 16 Türk devletine ithafen Allah'ın isimlerinden 16'sı, Haşr Suresi'nin son iki ayetinden istifade edilerek yazılmış. Caminin 72 metre yükseklikteki ana kubbesi İstanbul'da yaşayan 72 milleti, 34 metre çapındaki kubbesi İstanbul'u simgeliyor.

  72 milletten biri olan bu kanı ve sütü bozuklar, Allah’ın nurunu üflemekle söndüreceklerini zannediyorlar. Onlar güneşi perdelemeye çalışsalar da bu ezanlar kıyamete kadar İslam’a davet misyonunu sürdürmeye devam edecektir.

  Ezan, din diyanet düşmanlarını dipte köşedeki camiler veya  apartmanların bodrum katındaki mescitler pek rahatsız etmez. Camilerin gerçek fonksiyonlarına kavuşturulması, cami merkezli dini  bir hayatın oluşturulması, yaşadıkları şehre simge olacak büyüklükteki  bir cami rahatsız eder veya taksimin göbeğin de inşa edilecek bir cami… Çan seslerinin yankılandığı taksimin o sokakları ve meydanları inşallah yakında tamamen, ıslıklarla çığlıklarla bastırılamayacak kadar gür  ezan sesleriyle inleyecek; Kafirler, müşrikler istemeseler de Allah dinini tamamlayacaktır.

  Dün, başörtüsü sebebiyle Arabistan’ın yolunu Müslümanlara gösterenlere biz bugün, bu ülkenin mayasında, hamurunda diriliş ve uyanışında, ezan bayrak ve vatan sevgisiyle yoğrulmuş, her metrekaresinde, her karış toprağında şehitlerin kanının olduğunu hatırlatıyor, nazikçe uyarıyoruz: Ya mukaddeslerimize saygı gösterirsiniz, huzur içerisinde beraber yaşarız ya da çekip gidersiniz nereyi istiyorsanız.

  Bir şair ne güzel demiş

 “Ezanlar! Kovun tüm şeytanları ülkemizden!

  Silinsin yadı beynamazlığın yadı töremizden.”

 Mehmet Akif’te şöyle seslenir, ezan ve namus düşmanlarına

“Ruhumun senden, İlahî, şudur ancak emeli:
 Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.
 Bu ezanlar-ki şehadetleri dinin temeli
 Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli…”

  Selam ve dua ile…

YORUM EKLE
YORUMLAR
Xxx
Xxx - 2 hafta Önce

Sizden rica ediyorum. Bu yazıyı bu hafta Türkiye geneli hutbe ye çevrilsin. Gerçekten mükemmel bir yazı.

Ebubekir saraç
Ebubekir saraç - 2 hafta Önce

Ağzınıza yüreğinize sağlık olsun inşAllah güzel bir yazı idi rabbim inkarcilara ve vatan milleti İslami bozmaya yeltenenlere fırsat vermesin inşAllah

Lokman Şahin
Lokman Şahin - 2 hafta Önce

Eline kalemine yüreğine sağlık çok güzel bir yazı teşekkürler hocam Allah razı olsun.

Hasan Karadavut
Hasan Karadavut - 2 hafta Önce

Güzel olmuş

Mikail YILMAZ
Mikail YILMAZ - 2 hafta Önce

EyvAllah sayın hocam! Rabbim Sadaka-i cariyelerinizi makbul ve daim eylesin. Rabbimin buyurduğu gibi " Zalimler istemese de Allah nurunu tamamlayacak" Selâmetle kalın!..

Eyüp Talha
Eyüp Talha - 2 hafta Önce

Ağzına sağlık abdüllatif bey. muhteşem oldu

Ali
Ali - 2 hafta Önce

ezanla ilgili ayetmaide 35 değil , maide58' inciayettir yazar düzrltsin