ORGANİZE İŞLER!

Son dönemde üst üste gelen bana göre skandal bir takım durumları görünce bu başlığın uygun olacağını düşündüm. Son bomba YOGA üzerinden patladı.

Nedir olay?

Ece VAHAPOĞLU isimli bir yogacı Milli eğitim bakanlığına başvurur. Yoganın öğrencilerin; şuyuna, buyuna faydası olacağından bahisle, ücretsiz ve gönüllü yoga eğitimi vermek istediğini söyleyerek, kendisine izin verilmesini ister. Tabi bu kadar faydalı (!) bir teklifi gören çok kıymetli bakanlık bürokrasimiz bu kadının yazdığı izin talep dilekçesindeki şulu bulu gerekçeleri ayni ile kopya ederek araya biraz da anayasa ve kanunlu cümle sıkıştırıp gerekli izni verir.

06.02.2019 tarihli ve 2622457 sayılı bahse konu izin yazısı; MEB Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdür vekili Anıl YILMAZ’ın Bakan.a (Bakan adına) şeklindeki imzası ile bütün genel müdürlüklere ve Ece Vahapoğlu isimli kadının firmasına dağıtımlı olarak gönderilir.

Şimdi ne olacak?

Olacak olan şu; muhtemelen bir yerlerden “fonlanan” bu çok iyilik sever(!) kadının organizasyonu ile güzelim yurdumun okullarında çocuklarımız; Budist ve Hindu rahiplerin ibadetlerinin bir ritüelini yaparak şularına ve bularına iyi gelmesi için çabalayacaklar. Putperest bir ritüeli bize çağdaşlık olarak pazarlayan çağdaş cahiliye ise avuçlarını ovuşturarak kenardan seyredecek.

En on söyleyeceğimin bir kısmını buradan bir söyleyeyim; Bu işlerin bireysel gaflet ve çabalar olduğunu düşünmüyorum. Bunda geri adım attırsak başka bir şeyle karşımıza çıkacaklar. Burası kesin.

Sansürsüz bir bilgilendirme

Ola ki birisi ne var canım bu Ece VAHAPOĞLU isimli bayan şöyle eğitimli, böyle iyilik sever filan diyecek olursa en son yazdığı ÖTEKİ isimli kitabının tanıtım yazısındaki cümlelerini buraya alıyorum. Lütfen okuyabilirseniz okuyun. Ama hocam bu cümleler senin yazına yakışmadı falan demeyin. Zira iyilik meleği (!) bu bayan bu minval üzere birisidir. O yüzden hiç özür falan dilemeden olduğu gibi aşağıya alıyorum;

“Öteki

Türbanlı bir kız, öteki kesimden kız arkadaşına ilgi duyarsa…

“Bir kızla öpüştün mü hiç?”


Kübra irkildi. Beklemediği bir soruydu. Esin’in dini hayata dair meraklarına alışkındı, ama böyle bir konunun dile getirilmesinden tedirgin olmuştu. “Ha… hayır” diyebildi. Ece Vahapoğlu’ndan aşk, ihanet, önyargılar, din, cinsellik, tabular ve bastırılmış duygular üzerine sarsıcı bir roman. Esin ve Kübra, aynı yaşlarda, yurtdışında aynı üniversiteden mezun olmuş, aynı şehirde, İstanbul’da yaşayan ama Türkiye’nin farklı yüzlerini, farklı yaşam tarzlarını temsil eden iki genç kadın. Aşk evliliği sürdüren, parlak bir kariyere sahip olan güzel sunucu Esin ile babasının şirketinde çalışan, İslami değerlere sıkı sıkıya bağlı tesettürlü Kübra, önce karşılıklı olarak “öteki’ni”, sonra da kendi benliklerini keşfediyorlar. Aralarındaki ilişki, hiç tahmin edilemeyen yerlere doğru sürüklüyor onları…”


Peki Aslında Ne Oluyor?

Ben bu işlerin sistematik yürütülen organize işler olduğunu düşünüyorum. Şöyle bir geriye dönüp bakar mısınız; muhafazakar ve mütedeyyin bir yöneticisi bulunan Milli piyango idaresi İHL ve İslami ilimler Fakültesi inşaatı yapar. Aile kanunun içinde aileyi yıkıma uğratacak bir sürü mayın. Yani; Aileyi korumayan aile kanunu var önümüzde. Buna ömür boyu Nafaka saçmalığı da dahil.

Etcep projesi olarak adlandırılan homoseksüelliği teşvik eden bir çalışmanın iki yıl boyunca seçili okullarda uygulanması. Cumhurbaşkanımızın dindar nesil hedefinin lokomotifi olarak gördüğü İmam hatip neslinin dahi müzik yarışmaları ile heder edilme çabaları.

Bunların hepsini bir araya getirdiğinizde bireysel bürokratik hatalarla izah edilemeyecek kadar sistematik olduğunu görmekteyiz.

Yani siyasi iradenin hedeflerinin aksine hareket eden bu çabaların, bakanlıklardaki bürokraside ne kadar etkiliyiz? sorusunu bize sordurtmaması mümkün değil.

Görünen o ki; devletteki kadrolaşmanın kriterlerini sorgulamak gerekiyor. Anladığım kadarı ile bunu deşifre ettiğimizde başka bir şey çıkaracaklar

Bunun gafletle izahı mümkün değildir.

Hiç izaha çabalamayalım. Yukarıda örneklerini verdiğim bizi bizden uzaklaştıracak olumsuzlukların gözden kaçan bir gaflet ve boş bulunma ile izahı mümkün değildir.

Bu olumsuzlukların hepsinde olduğu gibi, putperest Budist inancının ibadeti olan YOGA için onay veren anlayışta da kasıt vardır. Hem de Lezbiyenliği teşvik eden bir sapığın organizesinde.

Peki ne yapalım?

Kısacası; eğip bükmenin, amalı, fakatlı izahatlar yapmaya çalışmanın anlamı yok. Ece Vahapoğlu isimli Yogacı ve Lezbiyen sever kadının başvurusunu tavsiye eden bir yaklaşım kabul edilemez.

Siyasi erk ve Sendikalar başta olmak üzere herkesin bu konuda duyarlı olması gerekiyor. 3600 EK GÖSTERGEYE gösterdiğimiz duyarlılığı çocuklarımızın maneviyatı ve inançlarına göstermezsek kaybettiğimizin resmidir.

Nasıl olsa bizimkiler iktidarda deyip yan gelip yatılamayacağını bu kadar acı tecrübe bize öğretmiş olmalıdır. Kaldı ki iktidarda olsak ne olur? İktidarlar gelip geçer. Bizler nimetin şükrünü Allah’ın rızasına uygun eda edemezsek nimette gücümüz de elimizden gider.

Sınanırız. Ateş bize dokunur. Kendimize gelelim. Her şeyi de başkalarından beklemeyelim.

Musibetlerden vaktiyle ders alanlardan olalım diye dua ile…

Vesselam!

14.02.2019

Osman HAZIR

MERSİN

YORUM EKLE
YORUMLAR
Bahadırhan Karakoöç
Bahadırhan Karakoöç - 5 ay Önce

Zehiri daima bal ile sunarlar, kimse de farketmez. Çok şükür ki siz farketmişsiniz, derhal yanlıştan dönülmelidir

OSMAN HAZIR
OSMAN HAZIR @Bahadırhan Karakoöç - 5 ay Önce

Fark edenlerden olalım inşaAllah. Kesinlikle geri dönülmeli ve benzeri durumlar konusunda hassas olunmalıdır