ÖLDÜK DE AĞLAYANIMIZ MI YOK?

İslam dengeyi, orta yollu hareketi Müslümanlar için önemli ve hayırlı bir nitelik olarak görür ve tavsiye eder. Sizleri orta yollu (vasat- aşırılıklardan uza) bir ümmet kıldık şeklindeki ilahi ferman ile İşlerin en hayırlısı orta yollu (aşırılıklardan uzak) olandır. Şeklindeki Nebevi bilinç bu tavsiyenin mihenk noktalarını temsil eder.

Bu bilinç yani aşırılıklardan uzak oluş anlayışı Müslüman birey ve toplumun her anını kuşatmalıdır. Buna dair çok fazla örneği yine Kur’an ve sünnet rehberliğinde bulmak mümkündür.

Örneğin; kendi dindarlıklarını beğenmedikleri için çıkış yolu arayıp birisi kadınlara hiç yaklaşmamak, diğeri bütün geceleri ibadetle geçirmek, bir diğeri ise, bütün gündüzleri oruçlu olmak üzere kendi kendilerine söz veren ashaptan üç kişinin bu davranışlarını onaylamayıp, onlara orta yollu alternatifler sunan Allah Resulü (sav) bizlere bunu öğretmeye çalışıyordu.

Geçmişe ağıt yakıp durmak

Son yıllarda Türkiye İslamcılığının çoğu İslami duruş hassasiyetinin kaybolduğu, dejenere olduğuna dair tespitler yapıla gelmektedir. Doğrusunu söylemek gerekirse bir kısmına katılmayanlar olsa bile benzeri değerlendirmelerin isabetliliği konusunda ben de benzeri kanaatlere sahibim.

Bu bağlamda; mücahitlikten, müteahhitliğe, davadan siyasi ve bürokratik hedeflere, tesettürden modaya, sohbetten seminere, istişareden çalıştaya, idealislikten makam kaygısına, ümmetten ulusçuluğa ve daha bir sürü alanda geçmişin hassasiyetlerinde değişim ve dönüşümlerin olduğunu ben de görmekte ve kabul etmekteyim. Aslına akarsanız buraya kadar çok fazla bir sorun da gözükmeye bilir.

Peki sorun nedir? Ya da var mıdır?

Evet sorun var. Sorun her alanda olduğu gibi bu alanda da abartı ve aşırılıktan kurtulamayışımızdadır. Eskinin derdini güden, o günleri özleyen neredeyse herkes, ağzı laf yapıyor ya da yazı yazabiliyorsa çoğu kere kendisini dışında tutarak Müslümanların geçmişteki hassasiyetlerini kaybettiklerine dair mangalda kül bırakmamaktadır.

Kimi, bu savruluşlarından dolayı kendisi dışındaki herkese dair ağzına geleni söylemekte. Kimi de romantik bir melankoli ile geçmişe ağıtlar yakmaktadır. Kimi zaman bu ağıt yakma işi o kadar abartılmakta ki sızlanıp durma kıvamına dahi gelmektedir.

Peki sonuç?

Sonuç şu, anlık iç dökme ve rahatlama dışında bugünümüze ve geleceğimize dair hiçbir faydası olmayan bu zırlamalar kabak tadı vermektedir. O kadar.

Öyleyse ne yapalım

Öncelikle şu geçmişe takılıp kalma, sağı solu suçlayıp durma, kendimizi kuruya çekme kolaycılığından bir vazgeçelim. Zira biz nerede isek, herkes orada. Biz ne isek herkes o. Kısaca her bir ferdi ile biz, toplumun ya da temsil ettiğimizi iddia ettiğimiz yerin aynasıyız. Bütün zaaf, eksik ve fazlası ile..

Geçmişe dönük özlemle zırlayıp duracağımıza geçmişten ders almaya bakalım. Geçmişe ait jargonu (dil ve söylem) kutsamak ya da yerin dibine batırmaktan vaz geçip ortasında bir söylem geliştirmenin yoluna bakalım. Her şeyi Reis ve siyasi iktidardan beklemek ya da onların yaptığı her şeye bir kulp takmaktan vaz geçelim.

Elbette ki öncelikle bir derdimiz ve davamız varsa onu içimizde büyütüp toprağa ekme bilincini kendimiz ortaya koyalım. Bunu yaparken de gizli bir husumetle bu kadar imkâna rağmen neden İslam devlet olamadı eleştirisi yaparak birilerine gönderme yapmayalım.

Belki de Üstad Mevdudi’nin; “Sen neden Pakistan’da devrim yapmayı başaramadın?” sorusuna nazik bir edayla verdiği cevaptan bir fikir almalı. O bu soruya şöyle cevap vermişti;

Ben Allah’ın indinde gündelik bir işçiyim. İşimin karşılığını da gündelik olarak alırım. Benim görevim gündelik olarak yerine getirmem gereken işleri yapmak, karşılığında da malum karşılığını almak. Binanın inşasına, şeklinin nasıl olacağına, ne zaman tamamlanacağına karışmak benim üzerime vazifem değil. Ya da tamamlanacak mı tamamlanmayacak mı karışmam. O benden nerede, nasıl ve ne zaman çalışmamı isterse öyle ihlâsla görevimi yerine getiririm. Yoksa işin sonunun nereye varacağı benim görevim olmadığı gibi, beni ilgilendirmez de. Bu, davet sahibinin işidir, işçinin değil.”

Dolayısı ile Allah’ın indinde gündelik bir işçi olabilmeyi hedeflemeliyiz. İnsanları cennete ya da cehenneme gönderen zabıta memuru değil bir davetçi olabilmeli. Emri bil maruf nehyi anil münkerin ihtiyari bir tercih değil zorunlu bir ödev olduğunu önce kendimiz kabul edebilmeliyiz.

İşte bunları yaparken, insan yetiştirme yöntemlerimizi sorgulayalım. Bu doğru da alternatiflerimizi de yerine koyalım. Mesela, İmam hatip okulları ile İlahiyat ve İslami İlimler fakültelerine davet ve davetçi başlık ve içerikli dersler ilave ederek, bu bilinçte insanlar yetiştirebilmenin hedefini gütmeliyiz.

Faizin haramlığını anlatırken faizsiz ticaretin nasıl yapılabileceğini uygulamalı olarak ortaya koyabilmeliyiz. Zira faizsiz bir ticari hayat için muhayyel bir İslam devletine atıfta bulunmak, özünde bu çağda faizsiz ticaret olamaz diyen zihniyetle aynı şeydir.

Bu örneklik ve alternatif sunmaların tamamını, siyaset, ticaret, aile, sıla-i rahim, tv programları vb. hayatın bütün alanlarında sunmanın derdi ve endişesini taşımalıyız.

Açıkçası; son dönemde artık gına getirdiği gibi geçmişe dönük ağıtlar yakarak bir adım öteye gitme imkân ve ihtimalimiz gözükmüyor. Çünkü olması gereken karanlığa küfretmek değil, kalkıp bir mum yakabilmektir.

Ağlayıp sızlayanlardan değil kalkıp dirilenlerden olalım diye dua ile…

Vesselam..!

https://osmanhazirhayatadair.blogspot.com/2019/02/olduk-de-aglayanimiz-mi-yok.html

Osman HAZIR

01.02.2019

MERSİN

YORUM EKLE
YORUMLAR
Mehmet Cüneyt Şentürk
Mehmet Cüneyt Şentürk - 6 ay Önce

Dilinize kaleminize sağlık olsun.

Osman Hazır
Osman Hazır @Mehmet Cüneyt Şentürk - 6 ay Önce

Sağolun hocam

Abdurrahman Gündüz
Abdurrahman Gündüz - 6 ay Önce

Kalemine yüreğine gönlüne sağlık Hocam.

Osman
Osman @Abdurrahman Gündüz - 6 ay Önce

Allah razı olsun hocam

Nizamettin Duran
Nizamettin Duran - 6 ay Önce

Tebrik ediyorum isabetli tespitler ile dolu güzel bir yazı

Osman Hazır
Osman Hazır @Nizamettin Duran - 6 ay Önce

Sağolun hocam izinizdeyiz

Mehmet Zahir
Mehmet Zahir - 6 ay Önce

İlaç gibi bir yazı olmuş hocam. Elinize, emeğinize sağlık

Osman HAZIR
Osman HAZIR @Mehmet Zahir - 6 ay Önce

Allah razı olsun hocam