NE MUTLU MÜSLÜMANIM DİYENE

                       
    Sözlerin en güzeli olan kur'an-ı Kerim'in bir ayetinde  Yüce Allah şöyle buyuruyor:
“Allah’a çağıran, salih amel işleyen ve “Kuşkusuz ben müslümanlardanım” diyenden daha güzel sözlü kimdir?(Fussilet,33)
     Bizler her şeyden önce müslümanız. Elhamdülillah. Dolayısıyla  bir şeyin 
 hayırlı olup olmadığını, neyin kötü neyin iyi olduğunu  islamın ölçülerine göre değerlendirmeyle  anlayabiliriz.  Irkçılığı şiddetle yasaklamış olan  İslam dini, üstün olmanın yollarını göstermiş ve bunun kriterlerini ortaya koymuştur. Yeniden bir yol edinmeye, afaki ve tutarsız dayanaksız sözlerle ırkçılığı masum göstermeye gerek yok.   Peygamberimiz(s.a.v.)'in bu husustaki şu hadis'i şerifi hiç bir yoruma ve tevile gerek bırakmayacak açıklıktadır.
    “Ey insanlar! Şunu iyi biliniz ki rabbiniz birdir. Babanız birdir. Arab’ın başka bir ırka, başka bir ırkın Arap’a, Beyaz'ın Siyah'a, Siyah'ın Beyaz'a,  dindarlık ve ahlak üstünlüğü dışında bir üstünlüğü yoktur."(Musned,V/411)

      İslamdan önceki cahiliye  toplumunun en bariz özelliği kavmiyetçilik  ve kabilecilikti. Bu nedenle bir çok huzursuzluk söz konusuydu.  Haklı olmak için güçlü olmak en önemli kriterdi. Kendi kabilesinden olmayanların hakkı dikkate alınmıyor, kimse başka bir kabilede olan birine merhaba demeyi bile külfet olarak görüyordu. Bazı soylu kabul edilen aileler diğerlerine ne kız veriyor ne de alıyordu.  Öyle bir boyuta ulaşmıştı ki kabileler arasında yapılan savaşlarla nice kanlar dökülüyordu.
   Zaten bunların peygamber efendimize karşı çıkmalarının nedeni de büyük oranda taassup derecesinde benimsedikleri kendilerini farklı görme hastalığıydı. Peygamber Efendimiz hayatı boyunca bunlarla mücadele etmiş, bütün insanlığa bir arada huzur içerisinde yaşamanın formülünü göstermiştir. Son bir defa Veda Hutbesinde Kinatın efendisi üstünlüğün  takvada olduğunu özellikle vurgulamış “bu söylediklerimi burada olanlar olmayanlara iletsin” diye tembih etmiştir. 

    Aradan 1400 sene geçmiş. 14 Asır kısa bir zaman değil, ancak insanların cahiliye adetleri dünkü gibi canlılığını koruyor. Birçok insan kendisini ırkıyla tanıtarak karşısındaki insanlarla arasına, daha baştan mesafe koymayı tercih ediyor. İnsanlara yakın olmak, onlarla sağlıklı bir ilişki kurmak, muhatabın hassasiyetlerini iyi bilmek ve ona göre davranmakla mümkündür. Irkı, mensubiyeti ön plana çıkararak tefrika tohumları atmak, birlik ve beraberliğimize  bu kadar muhtaç olduğumuz bir zamanda kime ne fayda sağlayacak. Halbuki yukarıdaki ayetin efidesiyle  “Ben muslümanlardanım” en güzel sözünü söylese  bir insan, muhatabına, kendisiyle kardeş olduğunu  ilan edecek, bütün problemlerin çözümünü İslam'ın öngördüğü kurallarla çözerek toplumun huzur ve saadetini inşa etmiş olacaktır. 

      Maalesef ülkemizin  geçmiş sancılı günlerinin bir mirası  olan  "Andımızı"ın  okullarda okutulması, bütün resmi dairelerin girişine, hatta dağlara taşlara " Ne Mutlu Türküm Diyene" diye  yazılması,  bir çok ırkın bulunduğu  toplumumuzu belli bir kalıba sokma çabaları olarak işlev görmüş,  hep sıkıntılara sebep olmuştur. Neyse ki bu gibi söylem ve davranışlar  insanların gönüllerinde hala varlığını koruyan kardeşlik anlayışı ve ortak değerler vesilesiyle izalesi zor olacak derecede, birleştirilmesi mümnkün olmayan tahribatlara sebep olmadan atlatılmıştır her defasında.

        İnsanların sinir uçlarıyla oynayarak, hassas dengelerine dokunmak, kabuk bağlamış yaraları kaşımak,  başka ırktan insanları dışlar tavır ve ifadelere başvurmak adeta uyuyan mensubiyet ve ırkçılığık duygularını uyandırmak anlamına gelir. Siz” Ne Mutlu Türküm diyene” dediğinizde diğer ırktaki insanları doğal olarak mutsuz ve huzursuz ilan etmiş olursunuz. Bu nedenle onların da “Ne  Mutlu Kürdüm diyene" veya "Ne Mutlu Arapım, Laz'ım, Çerkez’im vs."  gibi sözler sarf etmelerinin önüne geçmek için hangi gerekçeyi öne süreceksiniz? 

    Farklı ırktan, kabileden, kavimden oluşumuz bizim zenginliğimizdir. Tek vatan, tek bayrak, tek millet dek, devlet anlayışı  etrafında birleşmeyi, yek vucut olmayı çoğunlukla başarmışken, emin adımlarla her alanda dünyaya varlığımızı, saygınlığımızı kabul ettirmişken; bunun karşısında Türküye üzerinde emelleri olanların düşmanlıklarını saklama gereği  bile duymuyorlarken, bize hiçbir fayda sağlamayacak tutum ve davranışlardan şiddetle kaçınmalı değil miyiz? Akıl, izan bunu gerektirir.  Halbuki farklılıklarımızı  birbirimizi tanışmamıza vesile olsun diye yaratan Allah bir ayetinde şöyle buyuruyor: 
    “Ey insanlar, sizi, bir erkekle bir kadından yarattık. Birbirinizle tanışmanız için milletlere ve kabilelere ayırdık. Allah indinde en üstününüz, takvada en ileri olanınızdır.(Hucurat,13)

     İnsanın ırkını, rengini, soyunu, sopunu belirlemesi kendi iradesiyle olan bir şey değildir. Öyleyse bunlar  üstün olma veya aşağı olma sebebi de olamaz. İnsanı insan eden erdemler, insanı kıymetli hale getiren davranışlar üstün olmanın yegane kriterdir. Bunu da islam belirlemiştir. 

     Müslümanım, diyen onun gereğini yerine getirdiğinde en doğru insandır. Müslüman eliyle, diliyle kimseye zarar vermeyen, herkesin kendisine güven duyduğu, kimsenin kötülüğünü istemeyen, kendisi için istediğini başkaları içinde isteyen insandır.

 
     Müslümanım, diyen çalışkandır. İslam veren el olmayı üstün kılmış, sorumluluk bilinciyle hareket etmeyi, her insanın bulunduğu konum gereği yerine  getireceği görevleri belirtmiştir. İki günü eşit geçirmenin insanın zararına sebep olacağını bildiren islam kimseye yük olmayı değil, yükleri hafifletmeyi emretmiştir.

 
     Müslümanım, diyen küçüklerini koruyan, büyüklerini sayandır. Çünkü müslüman şunu iyi bilir: İslam sevgi dinidir. Yunus'un ifadesiyle yaratılan kim olursa olsun yaratandan ötürü sevilmeye layıktır. "Yeryüzündekelire merhamet edilecek ki  ki gökyüzündekilerde bize  merhamet etsin" inancı hakimdir müslümanın hayatına.

  
  Müslümanım, diyen vatan sevgisinin imandan olduğunu bilendir. Peygamberimiz(s.a.v.) vatan, millet mukaddesat için sınırda bekleyerek elde edilen mükafatın dünyadaki herşeye değeceğini bildirmiş, bunu ibadet olarak görmüştür. 

 
   Müslümanım diyen, Allahın gösterdiği yolda peygamberin rehberliğinde istikamet üzere yürüyen asla doğruluktan taviz vermeyen insandır


   Selam ve dua ile…

http://www.abdullatifacar.com/

YORUM EKLE
YORUMLAR
Abdurrahman ipek
Abdurrahman ipek - 9 ay Önce

Çok doğru ifade ermişsiniz..