KUDÜS KAN AĞLIYOR (I)

Ah Kudüs ah! Kudüs dendi mi yüreklerde fırtınalar kopuverir. Kalp atışları hızlanır, hasret alevlenir, öfkeyle yumruklar sıkılır. Kudüs’ten söz açılınca kalp daralır, gönül bunalır, gözyaşları adeta itiraf eder ihmalkârlıklarımızı. Kudüs dendi mi kelimeler boğaza dizilir, söz sukut eder, düşünceler beyinleri kemirir. Kudüs dendi mi masumiyet ve mazlumiyet akla gelir. Kudüs’e bakınca Peygamberlerin emanetinin harabe haline şahit olunur. Bugünün Kudüs’ü son asrın Müslümanlarının perişanlığını gösterir.

Marifet, bir şeye sahip olmak kadar sahip olduğunu muhafaza etmektir. Marifet, sığ dünyalarda ahkâm kesmek, masa başında çığırtkanlık yapmak değil, bizzat sahada olmaktır. Kudüs’ü anlatmak değil yaşamak gerek. İlle de bir şeyler söylenecekse de, ilk olarak; galibiyetin şifrelerini hayatında barındıran, kovulduğu Mekke’sini teslim almak için devenin üzerinde secde ederek giren önderimiz, rehberimiz Hz. Peygamberin küfürle mücadelesini hatırlatmalıyız. Cennet ehlinin kandili; hac ve umre için Kabe’ye giderken devesine; “niye acele ediyorsun? Yavaş ol! Belki peygamber’in devesinin ayak izlerine basarsında onun yüzusuyu hürmetine Allah bizi saadete erdirir” diyecek kadar Resulüllah’ı takip etmeyi ayak izine kadar önceleyen Hz Ömer’i hatırlamalı ve O’nun Kudüs ile irtibatını yeniden kurmalıyız. Ecdadımızın fetihlerdeki sırrını keşfe talip olmalıyız.

Kabe’den sonra ikinci olarak inşa edilen mabet Kudüs’te bulunan Mescidi Aksa’dır. Uzak mescit, anlamına gelen Mescid’i Aksa, ilk inşasından sonra yıkılmış ve kayıp olmuştur. Daha sonra Süleyman aleyhisselam günyüzüne çıkarmış ve yeniden inşa etmiştir. Kudüs’ün fethi Peygamber’imizin ahrete irtihalinden altı yıl sonra Hz. Ömer’e nasip olmuştur. Kudüs’ü teslim almaya giden Hz. Ömer’in şu durumu hala dilden dili dolaşmakta İslam’ın adalet anlayışını bütün insanlığa haykırmaktadır. 

O günün Hıristiyan patriği, ünü her tarafa yayılmış Hz Ömer’e Kudüs’ün anahtarını teslim edebileceğini söylemiş, onun gelmesini istemiştir. Bunun üzerine Hz Ömer yola çıkmış; kölesiyle sırayla devesine biniyor, adaleti, devlet başkanı olsa da elden bırakmıyordu. Kudüs’e yaklaştıklarında, kölesi: “Ey müminlerin emir’i şehre girmek üzereyiz isterseniz gelin siz deveye bin, ben yürüyerek devam edeyim, sizi bu halde görmesinler.” Hz. Ömer: “Halimizde ne var, sıra sende değil mi, o zaman sen devenin sırtında ben yürüyerek gireceğiz şehre” der uyarır kölesini. Kudüs’e girdiklerinde devenin sırtında halife değil, köledir. Patrik hiç ihtimal vermemiş olacak ki tereddütsün, halife zannedip, devenin sırtındaki köleye Kudüs’ün anahtarını teslim alması için uzatmıştır. Köle kendisinin halife olmadığını söyleyerek müminlerin emiri Hz. Ömer’i göstermiştir. Bu durum karşısında hayretler içerisinde kalan Patrik: “Bu nasıl bir adalette ki köleyle efendi sırayla deveye biniyor. Eyvah! Böyle adaletli bir yönetim olduğu müddetçe Kudüs’ü tekrar almamız mümkün değil” diyor ve hayıflanıyordu. Ve yine Hz. Ömer’in Kudüs’ü teslim aldıktan sonra kilisede namaz kılmamasının haklı mazereti ne kadar inanca saygı duyduğunun bir göstergesi olarak görülmeli. Diyor ki Partiye Hz Ömer: “Şayet burada namaz kılarsam benden sonra Müslümanlar burayı, halife burada namaz kıldı diye camiye çevirirler, sizi mabedinizden ederler.” Çok gerilere gitmeye gerek yok yakın dönemde Kanuni sultan Süleyman’ın ibadetlerini hür bir şekilde yerine getirmeleri için Yahudilere yaptığı iyiliğe Kudüs sokakları şahittir. İslam Kudüs’e hâkim olduğu zaman kimsenin inancına karışılmadı, adaletle hükmedildi hatta her inanç mensubunun hayatı güvence altına alındı. Komşuluk ilişkileri devam ediyor, ortaklıklar kuruluyor, kimseye zulmedilmiyordu. İbadet etmeleri için her imkân sağlanıyordu. Ancak onların torunları bugün onu unutmuş, Müslümanlara zulmetmekten çekinmiyor; kendi vatanlarında hür bir şekilde ibadet etmelerini engellemek için her zulmü onlara reva görüyorlar. Dün misafir olarak yerleşen Yahudiler İngilizlerin de yardımlarıyla çeşitli hile ve entrikalarla Filistin topraklarını tamamen işgal altına almış durumdalar... (Devam edecek) 

http://www.abdullatifacar.com/

YORUM EKLE
YORUMLAR
Erhan Seyhan
Erhan Seyhan - 1 yıl Önce

MaşAllah hocam Allah razı olsun senden ne güzel ifade etmişsin kudüsün önemini Müslüman ların üzerinde ki oyunlar bitmesin diye islam düşmanları hep birlikte olmak istiyorlar ama bilmezker ki LA GALİBE İLLALLAH

Yavuz Genç
Yavuz Genç - 1 yıl Önce

Her yaşananın, her misalin, her ifadesinden keyif aldığım, hatalarımı eksikleri mi muhakeme ettiğim bir yazı olmuş. Elinize yüreğinize sağlık, sevgi saygı minnet ve dua ile

Ahmet yilmaz
Ahmet yilmaz - 1 yıl Önce

Hocam Allahım zihin açıklığı versin inşAllah