Medyatik Mahrem Ya Da Sosyal Medya

Medyatik Mahrem Ya Da Sosyal Medya

Medya, değişik çeşit ve yönleri ile hayatımızın içerisinde yer alan önemli bir güçtür. Son dönemde medyanın sosyal hayatımızın içerisine SOSYAL MEDYA şeklinde kavramlaşarak girişine karşı durma şansımız olamadığını söylemek şaşırtıcı olmasa gerek. Evet sosyal medya denen olgu, nerede ise toplumun bütün bireylerini bu alanın (sosyal medya) öznesi, yöneticisi, yayıncısı vs. haline dönüştürdü.

Doğrusu konuya bakarken bardağın dolu ya da boş tarafından bakınca neler görebildiğimizi bile konuşamaz hale geldik. Zira süreç o kadar hızlı ve sürükleyici işlemeye başladı ki eleştirel, sorgulayıcı ya da kabullenici duruşlardan hangisini seçersek seçelim mutlaka çelişeceğimiz bir boyutu olabilmektedir. Açıkçası şu an benim yapmaya çalıştığım bu durum da aynı sonucu doğuracaktır. (neme lazım bu açıklama ile ben işimi sağlama alayımJ )

Açıkçası sosyal medya alanının ortaya çıkardığı sorunlar nedeni ile kapatın burayı demek ya görmezden gelerek sınırsız bir şekilde “saldım çayıra Mevla’m kayıra” demek de sadra şifa olacak gibi görünmüyor. Zira kendimize, yanımıza ya da yöremize mutlaka etkisi ve zararı dokunan sonuç ve çıkmazları görünce kontrolsüzlük yerine mümkün olduğunca kontrollü bir alan kurmanın daha faydalı olacağını düşünenlerdenim.

Sansür mü?

Kesinlikle hayır! Düşünce alanında sansürün sonuç vermeyeceğini bilen, gerçekçi birisinin sansürü ilkesel olarak kabul etmesi mümkün değildir. Ben de öyleyim. Bahsettiğim husus; köreltilen otokontrol mekanizmalarımızı aktifleştirecek çabaları gösterebilmektir.

Peki ne yapalım


Sosyal medyaya girmeyin demek imkânsız, mutlak anlamda haram demek ise tam anlamı ile karşılıksız bir söylemdir. Bununla birlikte öncelikle denebilir ki; sosyal medyada karşılaşılan sınır ihlallerinin önlenebilmesi için insanımıza çocukluktan itibaren ciddi bir mahremiyet eğitimi verilmelidir.

Peki bu neden önemlidir? Müsaadenizle ilk akla gelenleri yazalım;


Bu mecraya giren hemen herkesin karşılaştığı bir durumdur; hamile kadın elbisesini göbeğini açıkta bırakacak şekilde kısa tutar, ya da elbisesinin karın bölgesine “dikkat bebek var” diye yazdırır. Bu da olmazsa karnını işaret eden tişört giyer. Bunu da paylaşır. Hâlbuki,
eskiden hanımlar, karnındaki belli olmasın diye elbiselerini geniş giyerlerdi. Karınlarını evdeki çok yakınlarından bile yeri geldiğinde yastıkla gizlerlerdi. Bir hanıma Hamile misin diye sorulsa yüzü kızarırdı.


Şimdi; baby shower diye nevzuhur bir garip özentilik yapıyor hem de sosyal medyadan paylaşıyor. Aslına bakarsanız (belki biraz ağır olacak ama) Teşhircilik daha doğmadan başlıyor.


Yine eskiden; çocuğun ( bebek) altı değişirken kimse görmesin diye saklanacak yer aranırken, şimdi çocuk bedenler teşhir ediliyor.
Bilmem ama Pedofili sapıklarını da göz ardı etmemek lazım gibi.

Bizim örfümüzde evlenmek için kız istemeye gidilir, iş kesinleşmediği müddetçe gizli tutulur ki oğlan ve kız yıpranmasın. Şimdi anne babaların haberi yok, internette canlı yayında evlenme teklif ediliyor hem de yapmacık abartıların da suyu çıkartılarak.


Bir de magazin dünyası denen sahte dünyanın hali var ki sormayın. Yıllardır aynı evde zina halinde yaşıyorlar (onlar buna birlikte yaşama diyor. Ne demekse) sonra bir gün yalancıktan gösteriş için bir evlenme teklifi ve aman aman ağlama numaraları.. Sanki ilk defa haberi olmuş, ya da ihtiyaç kalmış gibi. Sonuç; çoğu kere bu evlilik (!) resmi olarak gerçekleşirse bile ömrü çok kısa oluyor.

Tabi aynı kadının senede ya da iki senede bir başkasından evlenme teklifi alması var ki izahı hak getire… Zina mahsulü bebeğin doğmasına az bir zaman kala (karnı burnunda) nikâh kıyanlar da bir başka cins. Bütün bunların sosyal medya üzerinden paylaşılarak binlerce hatta milyonlarca beğeni alıyor olması derdimizin ne kadar büyük olduğunu gösterir mi bilmem?
 

Tabi ki örneklendirdiğimiz boyuttan başka sosyal medyanın garip ve sakıncalı başka yönleri de var.



Örneğin; adam İçki haramdır paylaşımı yapmış ama bu paylaşımda adı sanı belli bir içki şişesi koymuş. Sanki reklam yapar gibi. Dikkat lazım!


Yine, paylaşılan resimlerin amacına aykırı kullanımı ve istismarını dikkate almadan, özellikle aile içi resimler paylaşılıyor. Buna da dikkat lazım gibi.


Ayrıca, eşine sevgisini ve aşkını sosyal medya üzerinden yapma gibi bir hafifliğin, evliliğimizin huzuruna hiç bir katkısının olmayacağını düşünenlerdenim.

Özellikle de 4-6 yaş çocukların resimlerinin sosyal medyada kullanılmasının öngörülemez sakıncalarına dikkat çeksem olur mu?


Etiketlemenin dayanılmaz hafifliği!

Evet bir de böyle bir durum var. Beğeni sayısını arttırmak için olayla hiç alakası olmayan kişilerin haberi ve izni olmadan etiketlemenin de mahremiyet ihlali olduğunu söylemekte sakınca görmüyorum.


Hastanelerde hasta selfiesi, hatta ölmüş yakınının cenazesi ile selfie yapmanın da hak ve mahremiyet ihlali olduğunu söylemeye gerek yok sanırım.


Çocuklarımızın şirin ve sevimli hallerini paylaşırken, onların büyüyünce hoşlanmayacakları ve kişilik haklarını rencide etmeyecek sınırı dikkate almak lazım desem iyi olacak. Zira çocuk hakları da kesinlikle hak ve hukuk bağlamında değerlendirilecek kısımdadır.



Sonuç; bu çorba çok su kaldırır. Ancak dikkat, özen ve eğitim önemlidir. Ortaya çıkan durumların çoğunluk itibari ile hayrımıza sonuçlar taşımadığı maalesef çok açıktır. Okullarımızda çoğu kere sadece ismi olan ama içeriği hiç doldurulmayan “Medya okuryazarlığı” dersinin sosyal medyayı içerisine alacak şekilde ve “mahremiyet eğitimini” de mutlaka kapsayarak zorunlu dersler haline getirilmesi gerektiğini söylesem abartmış olmam diye düşünüyorum.

İradesi güçlendirilmiş nesiller yerine, egosu beslenmiş bireyler yetiştirme anlayışından vaz geçmediğimiz müddetçe işimizin zor olduğunu söyleyerek bitirelim.

Selam ve dua ile..!

https://osmanhazirhayatadair.blogspot.com/2018/10/medyatik-mahrem-ya-da-sosyal-medya.html

Osman HAZIR

31.10.2018

Mersin

banner179
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER