Kudüs’ten Deport

Kudüs’ten Deport

Kudüs’ten Deport

06 Kasım Salıyı çarşambaya bağlayan gece…

Bu gün günlerden Kudüs. Zaten Mevsimlerden de Kudüs.
Aylardan, yıllardan saatlerden Kudüs. Geceler Kudüs'tür yaşayana. Havada Kudüs kokusu var. Ya Rab izin ver dolsun ciğerlerime, işlesin iliklerime Kudüs. Geceniz mübarek olsun.

Hep bir umuttur Kudüs. Telefondaki namaz vakti programından Kudüs lokasyonunu  çıkarmaya elin gitmez ya. Hep bir daha gelirim umuduyla. İşte o umudu diri tutmak lazım.

Selahaddin Eyyubi’nin Kudüs’ü fethinden sonra Kadı Muhyiddin’in  ilk okuduğu hutbede dediği gibi; İki kıblenin birincisi, iki mescidin ikincisi, haram beldelerin üçüncüsü Kudüs ve Mescid-i Aksa.

Kudüs, Filistin Davasının tam merkezi noktasıdır. Hz.Musa'nın (a.s) uğrunda mücadele etmeleri şartı ile kavmine hedef gösterdiği, ancak; İsrail Oğullarının “sen ve Rabbin savaşın biz burada bekleyeceğiz”(Maide:24) diyerek, işitip ve isyan etmenin pratiğini ortaya koydukları bir Kızıl Elmadır.

Hz Davut'un (a.s) yiğitliğinin er meydanı, uğrunda mücadele edince kazanılan bir madalya. Hz. Süleyman’ın (a.s) hükümranlığının, gücünün simgesi, mabedinin ihtişam nişanesi şehir Kudüs.

Sokaklarında nebiler silsilesi akan, Hz Meryem'in iffetinin mucizeye dönüşmüş hali Hz.İsa’nın (a.s)  çilesini barındıran kadim şehir. İhtiyarlığında gençlik aşısı olup, Hz. Zekeriya'ya (a.s) erkek çocuk müjdelenen bereketli münbit şehir.

Hz.Muhammedin (s.a.v) Burak ve durak noktası. Peygamberlik zincirinin son halkasının takıldığı, nebilerin saf tutup namazla yükselmelerinden sonra Hatem-ül Enbiya’yı (s.a.v) miraca uğurladıkları yüce ve yüksek şehir.

Kudüs Hikayem!

İlk gençlik yıllarıma dayanan benim Kudüs hikâyemin son bölümleri 2016 yılının Aralık ayında başladı. O tarihten itibaren önümdeki 12 aylık süreyi kendim için Kudüs okumaları yılım olarak kararlaştırdığımda, filizlendirilmiş bir tohumun kök salmak için biteviye koşturacağını bilemezdim elbet. Hele de iç dünyamda başlattığım bir sürecin uluslar arası boyutlarda seyredeceğini ise hiç tahmin edemezdim.

2016 yılının aralık ayından tam 12 ay sonra yani 2017 yılının Aralık ayında ABD'nin manyak başkanı Trump yeni bir kriz fişeği ateşlemiş, Kudüs’ü işgalci Siyonist devletin başkenti kabul eden yasayı uygulamaya koyacağını ve büyük elçiliğini Kudüs’e taşıyacağını açıklamıştı.

Tam da o günlerde, aramızdaki bağ, imanımızdan beslenen bir kardeşimin (rızası olmadığı için ismini paylaşamıyorum) muhteşem teşvik ve gayreti ile 11 Ocak 2018 günü Kudüs’e gelmek nasip oldu. Aynı gün ilk defa gittiğim Aksa’da coşkuyla kılınmış bir yatsı namazının ardından Kubbet’üs-Sahra önünde Ayyıldızlı bayrağımızla çektirdiğimiz fotoğraflardan ürken ve korkan işgalciler o ziyaretim süresince Aksa’ya bir daha girmeme müsaade etmediler. Aksa’dan 15 günlük uzaklaştırma verdiler. Konunun detayları basında ve değişik mecralarda yazdığım köşe yazılarında anlatıldığı için* bu güne, yani bu hikâyenin son üç bölümünün üçüncüsüne gelmek istiyorum.

Hacc Arkadaşlığını Kudüs arkadaşlığı ile taçlandıralım dedik.

Bu yıl birlikte Hacc yaptığımız dostlarımızla organize olduk. Sonucunda da ilk kıblemizi ziyaret etmek üzere hareket ettik. Son bir aydır oluşturduğumuz iletişim kanalları üzerinden Mescid-i Aksa ve Filistin konusunda ciddi bilgi ve bilinç akışı da sağladığımızı düşünüyorum. Bu ön hazırlık sürecinin benim ruhumda oluşturduğu heyecanın, Kudüs’e olan küllenmeyen aşkımın lezzetini biraz daha arttırdığını itiraf etmeliyim.

Bununla birlikte yolculuk anı geldiğinde gönlümden geçen; binlerce yıllık tarihi süreçte sözlerine sadık kalmayışları ve en küçük bir imkân bulduklarında azgın ve şımarık mahlûklara dönüşmeleri ile maruf bir topluluğun işgal alanına gitmekte olduğumu bilmemdi.

Resmi prosedürün bütün gereklerini yerine getirmiş olsam ve almam gereken diğer bütün kişisel tedbirleri almış olsam da Rabbime dua ve yakarışta bulunmanın gerektiğini düşünüyordum.

Dilimde, Rasulullah efendimiz’in (s.a.v) Hicret duası; “Allah'ım! Önlerine arkalarına setler (Duvarlar) çek, gözlerini perdele, vuslatıma engel olamasınlar. (Yasin:9) Amin. Elbette her şeyin en iyisini sen bilirsin.”

Özledim Allah'ım. Kandır susuzluğumu. Beni Kudüs'ün, Filistin'in hizmetkarı yap. Aksaya hizmete memur eyle Allah'ım. Kandillerinin yağını taşıyan ben olayım. Duaları ile devam ettim yolculuğuma.

İmtihan, tedbir, takdir, tevekkül ve Deport!

İsrail’de hukuk, akıl, mantık ve sözünde durma aranmayacağını biliyoruz da farz-u mahal diyelim arayalım; 15 gün yasaklısın dedi. Yasağa uyduk ama o sözünde durmadı. Belli ki tedbirleri alsak, da takdirin önüne geçemeyeceğiz. Hale tevekkül edip geleceğe azimle çalışacağız. Zira Kudüs imtihanımız böyle yazılmış. Hamdolsun!

Kur'an-ı Kerim ve tarih, İsrail oğullarının (Yahudilerin) sözlerine ve anlaşmalarına sadık olmadıklarına apaçık şahittir. Kudüs ziyaretim öncesinde yaptığımız başvuruya olumlu yanıt verip girişinde sorun yok dedikten sonra, girişime izin vermeden havaalanından sınır dışı edilmem İsrail’in aktif tarihi genlerini bir kere daha göstermiştir.

Sürece dair!

Uçaktan inip Pasaport kontrol sırasına girdikten sonra, Siyonistlerin kaypak ve korkak damarının hep aktif olduğunu gözlemleme imkânım oldu. Sıra bana geldiğinde bilgisayarda uzun bir incelemenin ardından babamın ve dedemin adlarını sordular.

Cevabı aldıktan sonra gişe görevlisi, yerine başkasını çağırarak kendisini takip etmemi işaret edip beni bir bekleme alanına aldı. Tahminen 3-4 saat süren bir beklemenin ardından yandaki sorgu odasına alındım.

Google çeviri programı üzerinden yapılan sorgulama esnasında Ayyıldızlı bayrağımızın onlara verdiği korkunun hala geçmediğini, ilk sorularının oradan gelmesi göstermekteydi.

Üzerine, resmi görevle Suriye İdlib mazlumlarına Diyanet vakfı aracılığı ile yardım götürme organizasyonunda görev yapmamı bile sorma cüreti gösterdiler. Bunu dahi sorun etmeye gayret ettiler. Telefonumu alıp sosyal medya hesaplarıma ve telefon rehberime baktıklarını ayrıca belirtmeme gerek yok sanırım.

Sorgu akabinde dışarıya alınıp 2-3 saat daha bekletildikten sonra  götürüldüğüm bir başka odada sınır dışı edileceğim bildirildi. Sonuçta da ilk uçağın 32F nolu koltuğunda (yani en arka cam kenarı J )İstanbul’a gönderildim. Ne hikmetse Telaviv’den alınan İstanbul Adana arası uçuşumun koltuk numarası da aynı idi. 

Sonuç;

Kader de bu da varmış. Susuzluğumu gidermek aşkımı vuslata erdirmek üzere çıktığım yolda işgalci siyonist rejim beni havaalanından deport (sınır dışı) etti. Aksaya kimlikle geleceğimiz günlerin çok yakın olduğuna olan inancımı tazeleyerek Türkiye’ye döndüm.

Anlaşılan o ki hayatımın geri kalanını daha büyük bir aşkla Kudüs ve Filistinin özgürlüğü için harcamaya devam edeceğim. Zira bu hesap kıyamete kalmaz.

Bir kere daha duam olsun;

Allah'ım. Kandır susuzluğumu. Beni Kudüs'ün, Filistin'in hizmetkarı yap. Aksaya hizmete memur eyle Allah'ım. Kandillerinin yağını taşıyan ben olayım. Amin

Osman HAZIR

10.11.2018

MERSİN

https://osmanhazirhayatadair.blogspot.com/2018/11/kudusten-deport.html

* https://osmanhazirhayatadair.blogspot.com/2018/01/?m=1

DİNİ GERÇEK HABER

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER

banner171

banner170

Web Analytics