İMAM HATİP NESLİNİN BİTİRİLİŞİ!

İMAM HATİP NESLİNİN BİTİRİLİŞİ!

Fazlası ile realist (gerçekçi) birisi olarak hayatı ve dünyayı nostaljiye hapsolmuş bir şekilde yaşayamayacağımı biliyorum. Bununla birlikte zamanın akışına kendisini bırakıp sürüklenen bir yaprak da değilim. Hele ki; “Zaman sana uymuyorsa sen zamana uy” diyen şeytani (seküler) bakış açısının semtine uğramam. Aksine bana uymayan zamanı sahip olduğum değerler bütününe uydurmak için gerekli çabayı göstermeyi imani bir zorunluluk olarak görür ona göre davranmaya çalışırım.

Bu çabanın beslediği birikim Anadolu coğrafyasında İmam Hatip okulları tohumunu ekti. Zira zaman, Anadolu’yu kendisine uydurmak, değiştirmek ve dönüştürmek için çok güçlü bir çabanın içerisine girmişti. Hem de en ceberrut hali ile… Bu toprakların özü ve mayası olan “Din” yani İslam bu toprakların yaşadığı sıkıntı ve eziyetlerin sorumlusu ilan edilmişti. İslam’dan kurtulmak için ise Müslüman Anadolu insanı modernleşmek ve çağdaşlaşmak şeklinde formüle edilen bir hedefe doğru sürükleniyordu.

İslami olan, ya da İslam’la ilişkili olduğu düşünülen ne varsa onda kurtulmak için büyük bir operasyon başlatılmıştı. O hale geldi ki; memlekette cenazeleri kaldıracak kadar dahi din eğitimi almış insanın bulunamadığı yerler ortaya çıkmaya başladı. Bunun adına da devrim deniyordu.

Türkiye modernleşmesini zorbalıkla, dinden uzaklaştırma olarak uygulayan statükonun da çaresiz kaldığı bu anda “Aydın Din adamı”yetiştirme fikri ile sınırlı sayıda İmam hatip okulu açılmasına izin verildi.

Zamanı kendimize uydurmak

İşte tam bu noktada dini ve dindarı zamanın dayattığı dinsizleşmeye uydurmayı hedefleyenlerin hesaplayamadıkları bir şey oldu. Anadolu irfanı yine devreye girdi. Bu coğrafyanın köklü hocaları, zamanın dayatmasına karşı ustaca dirençler göstererek, özüne sadık yöntemlerle suyu mecrasına döndürdüler. İmam hatipleri açanların maksadına rağmen zamanı ve mekânı Allah’a doğru dönüştüren birer merkeze çevirdiler.

Zaman bize uymazsa bizim zamana uymamız gerektiğini dayatan seküler anlayışın ne kadar köksüz ve temelsiz olduğunu gösterdiler. Toplumun yüz akı dava adamı, fedakâr, idealist Müslüman gençler yetiştirdiler. Hem de binlerce. Anadolu’nun her bir köşesini imam hatip liseleri ile donattılar. Bu toplumu aslından koparmak isteyenlere bunun öyle kolay olmadığını gösterdiler.

Badireler olmadı mı?

Olmaz mı; her on yılda bir yapıla gelen darbe ve muhtıralarda, yapılan her seçimde mutlaka birileri, bu yüz akımız okullara olan düşmanlığını açık etti. Hele bir de 28 Şubat var ki üzerimizden silindir gibi geçti.

Şükürler olsun yine bir İmam Hatip mezunu olan Cumhurbaşkanımızın önderliğindeki gayretler, küllenmek üzere umutlarımızı yeniden yeşertti. Hem de kendi küllerinden doğarcasına. Okul sayıları ile orantılı olarak öğrenci sayıları da arttı. Ümitlerimiz yeşerdi.

Sayı arttıkça ruh ölmesin be abi

Ekmeğinden arttırdığını getiren, kestiği kurbanın derisini zorbalara kaptırmamak için saklayan ya da oyları ile destek olan bu insanların emeklerine yazık etmeyelim. Bu okulların ruhunu öldürmeyelim. Kendimize gelelim. Ama öyle garipliklerle karşılaşıyoruz ki saçımızı başımız yoluyoruz.

Allah aşkına!

Kendisi dinini iyice öğrenemediği için sağlam bir din eğitimi ve davranışı kazansın diyerek gönderen anne babalara yapacağımız bu mu şimdi?

Ne demek şarkı yarışması? Ne demek geleceğin yıldızları diyerek ahlaksız bir hayata özendirmek? Düşmanımız bu kadar zarar veremez bize.

Başka bir sürü gerekçe sayılabilir ama hiçbir kritere tabi tutmadan hiç bir ölçüye uymadan sadece seküler hayatın belirlediği ölçülere göre idareci ve öğretmen ataması yaptığımız müddetçe alacağımız sonuç budur. Buna dur demek zorundayız.

Görevlendireceğimiz İmam Hatip öğretmen ve idarecilerinde bazı ortak nitelik şartları aramalıyız. Bu da; “İslam dininin inanç ibadet ahlak ve törelerine uygunluğunun çevresinde bilinir ve tanınır olması”şeklinde olabilir mesela.

Maalesef tek ölçü olarak; bizim partiden, bizim sendikadan diyerek atadığımız yöneticiler imam hatipleri bu hale getirdi. Bu arkadaşlarımıza öğrencilerin akademik durumları yanında ahlaki yönlerine dair eksikliklerin giderilmesi gerektiğini hatırlattığımızda da ne yapalım anasını babasının adam edemediğini biz mi adam edeceğiz diyerek karşı çıktılar.

Evet, anası babası kendisi yapamadığı için siz adam edesiniz, namazı abdesti öğretesiniz, vatanı milleti sevdiresiniz diye gönderdi o çocukları. Böyle bir derdi olmasa idi siz neye lazımdınız.

Nimete nankörlük etmeyelim.

Başımızı elimizin arasına alıp gerçekçi olarak düşünelim. Öğretmen ve idarecisinde namaz, tesettür, tebliğ, irşad ve dava gibi bizi biz yapan asli unsurlarımızda çok keskin örselenmeler varsa –ki var- çocuklara ne diyebiliriz.

Ondan sonra; çocuklarda namaz yok, tesettür yok, aşk, meşk almış başını gidiyor diye şikâyet etmeye kimin hakkı olabilir. Çocuklar başıboş bir şekilde seküler hayatın elinde oyuncağa dönüyor.

Bu noktada; İmam hatip ve ilahiyat müfredatımızın içerisine “DAVET ve TELİĞ” başlıklı ve içerikli derslerin konulmasının düşünülmesini teklif etsek sesimizi duyan olur mu acaba? Ancak; burada kastettiğimiz şeyin, Dini Hitabet dersi olmadığını söylemek isterim.

Sünnetullah’tır nimet gider

Bu nimet elimizden gidecek beyler! Sonra da dizimizi dövmeye vaktimiz ve imkânımız olmayacak. Özendiğimiz ve özendirdiğimiz dünyadakilerin bizden razı olması için vereceğimiz hiçbir taviz yeterli olmayacak.

Çünkü onlar, biz dinimizi tamamen terk edene kadar bizden razı olmayacak. Nerden mi biliyorum? İsterseniz çocuklara öğretmek için maaş aldığımız Kur’an-ı Kerime bir bakalım; Sen onların dinlerine uymadıkça yahudiler de hıristiyanlar da senden asla memnun kalmayacaklardır. De ki: "Asıl doğru yol ancak Allah’ın yoludur." Eğer sana gelen ilimden sonra onların arzularına uyarsan, bilesin ki artık Allah sana ne dost ne de yardımcı olacaktır.”(Bakara:120)

Bitirmeden önce son not Proje İmam Hatipler için

Karma eğitim meselesini başka bir yazıda ele almak isterim ancak; imam hatip neslini dini ve fenni ilimler açısından çift kanatlı yetiştirmeyi hedefleyen bir yaklaşımın adıdır Proje İmam hatip Liseleri. Ama duyar olduk ki kanatlardan sadece birisi olan akademik başarı ve üniversite sınavlarını önceleyerek, ayrı olan kız erkek sınıflarını karma hale getirmek konusunda çabalar ortaya çıkmakta.

Allah aşkına; elde edilmesi garanti olmayan bir akademik başarı için elden gitmesi garanti ahlaki kayıpları feda etmeye değmez. Bunun maddi ve manevi sorumluluğu dünya ve ahirette sizi çok yorar. Dediğim gibi meseleyi daha geniş bir şekilde başka bir yazıda ele almak kaydıyla bu kadarla yetinelim

Biterken not: ben şarkı yarışması ve karma eğitim olayının sadece İmam Hatip Liseleri boyutunu ele aldım. Bu yarışmanın yapılıyor olması ve karma eğitim meselesi tüm gençliğimiz için çok büyük bir sorundur. Büyüklerimizin dikkatine sunmak isterim.

İbret alıp kendilerine gelenlerden olalım diye dua ile…

Vesselam!

Osman HAZIR

19.01.2018

MERSİN

YORUM EKLE
YORUMLAR
Allah ıslah etsin. Kadın erkek karışık, müzik haram başka ne diyeyim...!
Allah ıslah etsin. Kadın erkek karışık, müzik haram başka ne diyeyim...! - 4 hafta Önce

Allah ıslah etsin. Kadın erkek karışık, müzik haram başka ne diyeyim...!

Selam
Selam - 4 hafta Önce

Güzel bir yazı. Tebrik ederim

SIRADAKİ HABER