Gündüz Hayalimizde Gece Düşümüzde İslam

Gündüz Hayalimizde Gece Düşümüzde İslam

Milli Gazete Yazarlarından Mahmut Topbaş'ın bugün ki yazısı..

Evlerde, işyerlerinde, dairelerde, kahvehanelerde en fazla konuşulanlar arasında sıralama yapsak şu üç şeyden hangisi birincilik alır?

Din, siyaset, futbol,

Siyaset, futbol, din,

Futbol, din siyaset.

Bulunduğunuz çevreye göre birincilik ve sonunculuk değişir ama bu üçünün dördüncü olmaları şimdilik mümkin değil.

Herkesin bu üçü konusunda söyleyebileceği bir şeyler olduğu için konuşurlar.

Birilerini aşağılamak ve konuşmayı bile tekele bağlamak için söylenen: “Ağzı olan konuşur” sözü hoşuma gitmez.

Bu üç sahaya ilgi çok olduğundan ve bir yerinden kendisini de konunun içinde gördüğünden olumlu veya olumsuz konuşur.

“Yav hocam, neden hep hocalar konuşulur?” diyene, “Eğer konuşulmazsa tehlike var demektir” diyor ve açıklamasını da yapıyorum. Grönland’da buzullar üstünde kayak yapan adam hakkında kahvehanelerde konuşan yok.

Siyasilerin sözleri, davranışları, yanlışları, doğruları, muhalif ve muvafıkları konuşulur, çünkü o konuda duyduğu, bildiği, bildiğini zannettiği vardır.

Din ve din görevlileri de öyle, en geç her hafta gördüğü, hutbesini dinlediği, her gün ezanını duyduğu insan hakkında doğru-yanlış bir şeyler biliyor ki konuşuyor.

Onun için konuşmalarını teşvik etmeli ve iyi,  güzel, faydalı malzeme vermeli.

En çok gol atanlar ile fırsatı gole çeviremeyen futbolcular konuşulur.

Hep başarılı olanlar ve bir de başarısızlığın en alt seviyesine inenler çok konuşulur. Sanatçılardan bazılarının gündeme gelecek bir şeyler yapamadığı zamanlarda ayağına kurşun sıkması için para ödediği bile söylenir.

Herkes dininin adamıdır.

Bildiği kadar dinini temsil etmeli ve her gün bilgisini artırmaya devam etmelidir.

En çok dile getirilenler imamlarımızdır.

Müftülerimiz, dairede laik devleti temsil ettiklerinden halka görünmezler. Onun için konuşulma konusunda imamlarının gerisinde kalırlar.

İlahiyat fakültelerindeki öğretim üyelerinden ilminin ehli olanlar genellikle ağzını kapatarak konuşulma dışı kalıyorlar.

İlim ehli olmayanlar da vitrine, reytinge, seyirciye oynadıklarından, halkımız kuşkuyla baktıklarından, gece yarısına kadar dinlediği yanlışları sabah namazında mahallenin cami imamına doğrusunu sormasından ve aşağılayıcı bir şekilde isimlendirilmesinin dışında gündemde kalamıyorlar.

Değmez. Kırk yılı geçti. Değerli bir müftümüz, olumlu bir hizmeti nedeniyle altı ay hapis yatmıştı. Hapisten çıktıktan sonra benim de sevdiğim, saydığım, ilminden faydalandığım Bozkırlı Musdafendi’yi (Mustafa Parlaktürk efendi) ziyaret eder ve hoca efendiye, “Hocam, bu millet için bir şeyler yapmaya değmezlermiş. Vaazlarımda camiyi ve sokakları dolduran bu insanlar, korkularından hapishaneye ziyarete gelemediler” der.

Hoca efendi de ona, “Her yaptığın iyiliği Allah için yapacaksın der kitaplarımız. Sen Allah için yapacaksın, hapiste yatarken kapıya kim gelecek diye bakmayacaksın. Yaptığın iyiliklerin karşılığını yalnız Allah’tan bekleyeceksin” dedim diye bana anlatmıştı.

Reyting, vitrin ve seyirci için değil de yalnız Hak için yaparsanız, bu yaptığınız her hayırlı işten halk yararlanacağından hem Hakk’ın rızasını, hem halkın itibarını kazanırsınız.

Din görevlisi arkadaşlarımız, İslam dinin görevlileridirler. Neyi yapıp neyi yapmayacağımızı Kur’an’da ve sünnetten okuyarak yapacağız.  Nasıl yapacağımız konusunda da Kur’an-ı Kerim, örnek olarak Sevgili Peygamberimizi göstermektedir.

Cami dışındaki hizmetimizin toplam saati iki saati geçmez. Uyku halimizin dışında kalan bütün dil ve hallerimiz sesli ve görüntülü olarak İslam’ı temsil etmelidir. Hatta “Gündüz hayalimizde gece düşümüzde” uykumuzda bile İslam olmalıdır.

Mahallenin semirgen, sömürgen, kemirgenlerini ıslah edip helâlinden kazanan, dağıtan hale getirmek, günah hücrelerini iyilikler yuvasına çevirmek, zalimlerin çelik bileğini, adalet yolunda kullanmak, yüreklerdeki insan korkusunu Allah sevgisiyle sürüp çıkarmak bizim görevimizdir.

banner179
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER