BOŞ VER

BOŞ VER

Köşe yazılarımda bilimsellik, dipnot kaygısı hiç gütmem. Bilimsel çalışma serüvenim şimdilik lisans üstü seviyesinde o kadar. Ancak bilimsellik kaygısı taşımadan da düzgün, işe yarar, derde derman ve faydalı bir şeyler yazılabilir. Ben bunu yapmaya çalışıyorum.

Bir hizmet içi eğitim seminerinde sunum yapan üniversitede Psikoloji profesörü olan bir hocamız anlatmıştı;

-Bir gün pekte yakından tanıdığımı hatırlamadığım bir kız öğrencim geldi.

-Hocam çok sağ olun sayenizde çok büyük sıkıntılarımdan kurtuldum. Mutsuzdum. Şimdi mutlu oldum dedi. Sizinle konuşmak ve sizin verdiğiniz telkine uymak bana iyi geldi.

Doğrusu şaşırdım. Zira bu kızcağızla ne konuştuğumu hatırlamıyordum. Hatta konuştuğumu dahi hatırlamıyordum.

Özür dileyerek:

-kızım ben sana nasıl yardım ettim söyler misin dedim.

-Hocam kafama taktığım ve beni çok meşgul edip yoran, canımı sıkan, bir sorunumu size anlatmıştım siz de bana;

-Boş ver kafana takma demiştiniz. Ben o andan sonra o konuyu boş verdim ve kafaya takmadım. Sonuçta sıkıntım bitti.

-Arkadaşlar kime ne ile ve nasıl yardımcı olabileceğiniz hiç belli olmaz. O kızcağızın ihtiyacı, ayak üstü bile olsa derdini birisi ile paylaşmak, içini dökebilmek ve ondan gelecek en küçük tavsiyeyi almakmış. O yüzden benim yaptığım “Boş ver” tavsiyesi işe yaramış.

Siz de insanların sizin “boş ver “ demenize ihtiyaçları olduklarında esirgemeyin söyleyin. Kim bilir belki hayatının yönü değişir. Ya da hayat kurtarırsınız.

Anlattığım bu hikâye uydurma değil. Gerçek bir hikâye. Bir Müslüman kardeşinin derdi ile dertlenmeyi, kendisi için istediğini kardeşi için de istemeyi, Müslüman kardeşinin sıkıntılarını gidermeyi, imanının ve olgun mümin olmanın göstergeleri olarak işaret eden Nebiyyi Muhteremi bir de bu bağlamda anlamaya çalışmak gerek.

Yön levhaları gibi bize rehberlik eden Kur’an ayetleri ve Nebevi uyarılar önümüzde iken; bonzaiden kaskatı kesilmiş bir gence, zinaya bulaşmış insanlara, rızkı Allah’ın helal dairesinde aramak yerine, faiz, kumar (piyango) vb haramlarda arayanlara, çorapsız ve ayakkabısız ayakları ile soğuk kaldırımlarda gezinmeye çalışan mağdur ve mazlum muhacirlere, iffetine, namusuna, dinine ve malına el uzatılmış Uygur Türk’üne, mukaddesatı her gün biraz daha işgal edilen Filistin’e, nasıl duyarsız kalabiliriz. Adam aldırmada geç diyebilir miyiz?

Adam aldırmada geç git! , diyemem aldırırım.

Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!

Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu..

Belki bu nedenlerle; yazdıklarımı okuyanların bir kısmı, abi vallahi benim de aklıma gelmişti, gönlüme düşmüştü onlara tercüman olmuşsun diyorlar. Bir kısmı ise hocam başlık açtığın her hangi bir konuyu derinlemesine senin yazılarından öğrenemiyoruz diyorlar. Gerçi sonra meraklarının derinleşmesi nedeni ile daha detaylı okumalar ve araştırmalar yaptıklarını söyleyenler de olmakta.

Aslına bakarsanız yapmaya çalıştığım şey tam da bu. Yani; gönüllerdekine tercüman olmak, bilmeyenlerin bir kısmına başlangıç seviyesinde bilgiler vermek, belki bazen gözden kaçanları göz önüne getirebilmek, dikkat çekebilmek, ümmetin dertlerini paylaşabilmek, tarafımı belirtmek, içimi dökmek, ağlamak, gülmek, kısaca insan olduğumu kendim görebilmek adına yazıyorum.

Ama entelektüel kaygılarım yok. Edebi kaygılarım hiç yok. Yazdığım bütün yazılarda faydalı olmayı esas aldığım doğrudur. Hep dediğim gibi “çaya çorbaya limon, baş ağrısına diş ağrısına aspirin” kıvamında yazayım istiyorum.

Allah biliyor ya denizyıldızlarını denizle buluşturan adamdan daha uzak hedeflere sahip değilim. Başarı çıtam bu seviyede ama istikrarlı.

Tam da lazım olduğunda, ihtiyaç duyana “boş ver” diyebilenlerden olalım umudu ve duası ile…

Vesselam..!

https://osmanhazirhayatadair.blogspot.com/2019/01/bos-ver.html

Osman HAZIR

09.01.2019

MERSİN

Güncelleme Tarihi: 16 Ocak 2019, 17:25
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER