AİLEYİ KORUMAYAN AİLE KANUNU

AİLEYİ KORUMAYAN AİLE KANUNU

AİLEYİ KORUMAYAN AİLE KANUNU  

2017 yılında yapılan istatistiki çalışmalardan elde edilen verilere göre Türkiye’de; 2016 yılında 594.493 kişi evlenirken, bu sayı 2017 yılında 569.459 olmuş, yani %4,2 azalmıştır. Bununla birlikte 2016 yılında boşanan çift sayısı 126.164 iken 2017 yılında %1.8 artarak 128.411 olarak gerçekleşmiştir.

Rakamlar ortada, evlenmeler bir önceki yıla göre azalırken boşanmalar ise (oransal ve rakamsal olarak) artmaktadır. Doğrusu bu gidişatın hayra alamet olmadığını görmek için her halde uzman olmaya gerek yoktur. Aile dağılıyor, toplum dağılıyor. Ortalık adeta yangın yeri olmuş vaziyette ve bizler tedbir almak için çok geç kaldık.

Sosyolojinin, (kültürel, değer, hayata bakış, dine yöneliş vb) değişiyor olmasından aile yapısının da etkilenmesini onaylamasak da reel bir durum olarak gördüğümüzü söylemeliyim.

Bununla birlikte; sahip olduğumuz değerler sisteminin (İslam) zaman ve mekan sınırları açısından evrensel ve çağlar üstü bir niteliğe sahip olduğunu bilen ve buna iman eden bir mümin olarak gidişatı hayırlı görmediğimi belirtmeliyim.

Bu biz değiliz

2017 yılında 128.411 çift boşanmış hem de bunun %38,7’si ilk beş yıl içerisinde boşanmış. İlk on yılı esas aldığımız da ise bu oran %59,4 olarak karşımıza çıkmaktadır. Olsun boşansınlar, geçinemiyorlarsa bitsin bu iş mi diyelim.

Mesela bu gün evlenen yüz çiftin 38’7si beş yıl dolmadan boşanacak. Bu sürede doğmuş olan çocuklar ya anneden, ya babadan, ya da her ikisinden birden mahrum bir hayatı sineye çekmek zorunda kalacaktır. Şöyle de diyebiliriz, evlenen yüz çiftin %59.4’ü daha on yıl içerisinde boşanacak ve daha fazla çocuk annesiz, babasız büyümek zorunda kalacaktır.

Bunun sağlıklı bir toplum oluşturabilme iddiasındaki bir dini ve siyasi hareketin sindirebileceği bir durum olmadığı apaçık ortadadır.

Aile kavramının nikah akdi ve bağı ile kurulmuş hukuki ve değerler sistemine istinad eden kutsal ve yüce bir kurumu ifade ettiğini unutalı çok oldu. Zira; sevgili, birlikte yaşama, hayat arkadaşı vs. hiçbir bağ ve sorumluluk ruhuna dayanmayan “ilişkiler ağının” ayrık otu gibi bünyemizi sarmaladığını kanıksadık.

Akşam birisinin yatağında, sabah başkasının kolunda olmak normal, doğal, ya da “kişisel tercih” olarak görülür oldu. Bu çirkinliğin en küçük bir şekilde eleştirilmesi dahi kınanır oldu. Sana ne? Kime ne? Canın ne isterse onu yap. Denir oldu.

Oldu da; sosyolojik yapı bir birinden habersiz terörist bir örgüt gibi hücre sistemi ile çalışmaz (hoş onda da bir irtibat ağı hep vardır). Dolayısı ile toplum dediğimiz organik ve dinamik yapının bir yerinde meydana gelen bir bozulma mutlaka başka alanlara da sirayet eder.

Etti de!

Ne yani daha çocuk diye nikahlarına yasak getirdiğimiz 17 yaşındaki gençlerin bir yılda kaç sevgili değiştirdiklerini, merdiven altı kürtajcıların kapılarını nasıl aşındırdıklarını bilmezden ve duymazdan gelmeye devam etmek çözüm müdür?

Lise önlerinde karargâh kurmuş polisler neyi beklemektedirler. Kız yada erkek sevgili için birbirlerini bıçaklayan gençlerin ailede meydana gelen bu bozulmadan etkilenmediğini, bu sıkıntının kendiliğinden ortaya çıktığını söyleyebilecek bir bilim insanı var mıdır?

Babasının kendisini görebilmek için icra memuru ile kapıya dayanmak zorunda kaldığı bir çocuğun, çığlıklar içerisinde bir o tarafa bir bu tarafa çekiştiriliyor olmasının izahı nedir Allah aşkına?

Kadın istihdamı!

Sihirli bir cümle bu. Kadın istihdamı %41-43 arasında gidip geliyor muş ve yükseltilmesi gerekiyormuş. Tamam da, sabahın 06:45’inde (Mersin’de güneş 07:412de doğuyor) servise bindirip kreşlere, ana okullarına gönderilen çocukların, anneleri işe gidecek diye zifiri karanlıkta anne şefkatinden mahrum büyüyorsa, yarın bu çocukların içerisinden çıkacak şefkatsiz, merhametsiz ve acımasız ruhların sorumluluğu kimdedir Allah aşkına.

Anneliğin kariyer sıralamasında hiçbir yere konumlandırılmadığı bir ortamda sağlıklı aile, sağlıklı toplum hedefimiz var diyebilir misiniz. Evet annelik hala bir kariyer olarak görülmemekte yani “kariyersizlik” olarak konumlandırılmaktadır.

Devlet ve resmiyet nezdinde de annenin; asgari ücrete mahkum edilerek emeği sömürülen ve evinden kopartılan sözüm ona çalışan kadın karşısında “hiç” kabul edilmesi böyle değil midir.

Gidişat hayra alamet değil!

Bu kadar boşanma, uyuşturucu, fuhuş, kumar, zina ve cinayetler almış başını gidiyorken, aile ile alakalı yürütülen çalışmaları gözden geçirmek gerektiği ortadadır.

Açıkçası son dönende aile konusunun tek taraflı olarak kadın üzerinden konuşuluyor ve değerlendiriliyor olmasının zararlarını da görmekteyiz. Ailenin bakanlık düzeyinde ele alındığı bir memlekette fiili uygulamanın aile değil de kadın bakanlığı şeklinde anlaşılması doku uyuşmazlığı meydana getirmektedir. Belki garip gözükecek ama; Aile bakanlığının çalışma bakanlığı ile birleşmiş olmasının bir ironi olmasını dilerdim.

Diyanet!

Evet aile içi sorunlara dair Din ve Diyanetin katkısı da zaman zaman istenmektedir. Aile kurumunun toparlanması için Din ve Diyanetin çözümün odağında olmasını istemek doğrudur. Ancak bu durum sadece pragmatik (faydacı) bir yaklaşımla olmamalıdır.

Temelinde ve devamında hiç müdahil etmediğiniz dinden aile sorunlarınızın çözümünü istemek hakkınız olamaz. Ancak bir şartla; zararın neresinden dönersen kardır deyip, Allah'ın dinine dönmek ve hayat müdahil bir İslam duruşu sergileyebilmek şartı ile.

Kanunla Aileyi korumak

Boşanma oranı her geçen yıl bir önceki yıla göre artıyorsa kadını da erkeği de koruduğunuzu söyleyemezsiniz.

Hele ki Ailenin korunması ve kadına karşı şiddetin önlenmesi için çıkarıldığı söylenen 6284 sayılı kanunun amaçlar bölümü dâhil hiçbir yerinde, ailenin korunmasına dair tek cümlenin geçmiyor olması, meselenin sadece şiddet merkezli olarak ele alınması nasıl izah edilebilir.

Aile kurumunu yıkılmadan korumak için alınması gerekli tedbir ve çalışmalara dair her hangi bir içeriğin bu kanunda bulunmamasının izahı olamaz. Yani, nikahsız beraberlikleri özendiren, teşvik eden filimler, programlar ve yayınlara dair yasaklayıcı, hiç olmazsa sınırlayıcı bir şeyler olması gerekmez miydi.

Aile bakanlığının feminist bakış açısı ve jargonda ısrar etmesinin aile kurumunun sağlıklı olarak korunmasına katkı sağlamadığını hatta yıkılmasının en büyük sebebi olacağını görmek için daha ne kadar acı çekmemiz gerekmektedir.


Süresiz/Sürekli Nafaka uygulamasının şiddeti körükleyen hatta cinnet halinde ölümlere sebebiyet veren bir kıyım makinasına dönüştüğünü hâlâ görmeyecek miyiz. Bu konuda yürütülmekte olan bir çalışmadan bahsedilmekte olup bu çalışma geç kalmış bir çabadır. 6284 sayılı kanuna dair benzeri başka çalışmaları da bekliyoruz.

Eşin adı partner, ailenin adı birlikte yaşama, zinanın adı birliktelik, olmaya devam ettikçe, sabah akşam fuhşu, uyuşturucuyu, mafyayı, ensesti, sınırsız cinselliği ve eş cinselliği öven, meşrulaştıran hatta sevimli gösteren tv. programları devam ettikçe aileyi korumadan bahsedemeyiz.

Ne yapalım

Baştan ayağa bütün kurumlar kendi değerler sistemimizi yani İslam’ı referans alan bir yenilenme gayretine girmezsek çok ama çok geç kalmış olacağız.

Batı referanslı düzenlemelerin, toplumsal yapımızı bozucu sonuçlar doğurduğunu da görmemiz gerekmektedir. 20 yıl sonra dimdik ayakta bir Türkiye istiyorsak aile, aile, aile ille de aile

Ailemiz huzur yuvamız olsun diye dua ile… vesselam!

OSMAN HAZIR

18.12.2018

MERSİN

HABERLERİMİZ İÇİN MOBİL UYGULAMA

Güncelleme Tarihi: 18 Aralık 2018, 15:36
YORUM EKLE
YORUMLAR
Ahmet GÖRGÜLÜ
Ahmet GÖRGÜLÜ - 2 ay Önce

Değerli hocam kalemine yüreğine sağlık. Teşekkürler ederim sağolun.

taculkurra
taculkurra - 2 ay Önce

BAŞLIK ÇOK YERİNDE . MALASEF AİLEYİ KORUMAKTAN ACİK BİLAKİS DAĞITMAKTA HÜNERLİ KANUNLAR KASITLI ÇIKARILIYOR VE BUNA GÖZ YUMANLARDA VAR . ÇOK YAZIK AİLEYİ DAĞITAN KANUNU NU ÇIKARAN VESİLE OLAN ZAVALLILARA.... ÇOK İYİ İŞ YAPTIKLARINI SANMAKTAN ÖTEYE GEÇEMİYORLAR

musab
musab - 2 ay Önce

neydi o söz insanı yaşat ki devlet yaşasın. insanı aileyi yok etki devlet yok olsun zihniyetiyle çıkarılan bu kanunlara dur deyip bunu çıkaran vesile olanlara haddini bildirecek elbet bir yiğit çıkar bu topraklardan . peki o vakit nolacak....

SIRADAKİ HABER