Kadınların Cemaatle Namaz Kılması-2

A- Kadının Kadınlara İmamlığını Bütün Namazlarda Câiz Görenler:

Şâfiî ve Hanbelî mezhebine göre, farz namazlarda olsun nafile namazlarda olsun kadının kadınlara imamlığı câiz ve müstehabdır.(1)

İmam Şâfiî (204/819) konuyla ilgili olarak el-Ümm adlı eserinde, Âişe ve Ümmü Seleme radıyallahü anhüma’nın kadınlara imamlık yaptıklarıyla ilgili rivayetleri naklettikten sonra, “kadın, farz namazlarda da farz dışındaki namazlarda da kadınlara imamlık yapabilir. Bu durumda imam olan kadın saffın ortasında durup, namazda açıktan okunan Kur’ân ve diğer zikirlerde ve tekbirde sesini kısar” demektedir.(2)

Ahmed b. Hanbel, kadının kadınlara imamlık yaptığı zaman namazlarının câiz olup olmadığını soran oğlu Abdullah’a, “Evet (câiz olur), imam olan kadın onların ortasında durur” diye cevap vermiştir.(3)

Bu iki mezhebe göre kadınlar için cemaatle namaz müstehabdır.(4) Erkekler için cemaatin meşru olduğu her namazı kadınların da cemaatle kılmaları müstehabdır.(5)

Şia’nın iki büyük fıkıh ekolü Caferiyye ve Zeydiyye mezheblerine göre de kadının kadınlara imamlık yapması câizdir. Diğer mezheblerde olduğu gibi bu iki mezhebe göre de, kadın kadınlara namaz kıldırdığı zaman onların önüne geçmez, ortalarında durarak namaz kıldırır.(6)

Zâhiriyye mezhebinin temsilcisi İbn Hazm’a göre, kadınların aralarından bir kadının imamlık yaparak cemaatle namaz kılmaları güzeldir (hasen). Çünkü onları bundan men eden bir nass gelmemiştir.(7)

B- Kadının Kadınlara İmamlığını Sadece Nâfile Namazlarda Câiz Görenler:

Kadının kadınlara imamlığını câiz gören bazı âlimler ise, bunu nafile namazlarla sınırlandırmışlar, “kadının kadınlara imamlığı farz namazlarda değil, sadece nafile namazlarda câizdir” demişlerdir.

İbrahim en-Nehaî (96/715), eş-Şa’bî (104/723) ve Katâde (117/736), kadının farzlarda değil nafilelerde kadınlara imamlık yapabileceğini söyleyen âlimlerdendir.(8)

İbn Münzir’e göre, ismi geçen bu âlimler, kadının kadınlara imamlığına, bütün nâfile namazlarda değil sadece Ramazan ayının kıyamında (Teravih namazında) cevaz vermişlerdir.(9)

İbrahim en-Nehaî, “kadınlar üzerine Cuma ve cemaatle namaz kılmak yoktur. Ancak Ramazan’da Kur’ân okuyan (namaz kıldıracak) bir erkek bulamazlarsa başka” demektedir.(10)

Caferiyye mezhebinden bazı âlimlere göre de, kadının kadınlara imamlık yapması farz namazlarda değil sadece nafile namazlarda câizdir.(11)

İbâziyye mezhebine göre de, kadın sadece nafile namazlarda kadınlara imamlık yapabilir ve onların ortasında durur.(12)

Divan’da(13) şöyle denilmektedir: Eğer farzlarda imamlık yaparsa namazlarını iade ederler. Nafilelerde de sadece Ramazan ayında Teravih namazında ve cenaze namazında imamlık yapabilir. Farzlarda olsun nafilelerde olsun imamlık yapamayacakları da söylenmiştir.(14)

Bundan anlaşılıyor ki, İbâziyye mezhebinde kadının sadece nafile namazlarda kadınlara imamlık yapabileceği yönündeki cevaz sadece Teravih namazına mahsustur. Ayrıca farz olsun nafile olsun hiçbir namazda imamlık yapamayacağı da söylenmiştir.

Kadının kadınlara imamlığını câiz kabul eden âlimler, bu görüşlerini çeşitli dedillerle temellendirme yoluna gitmişlerdir. Şimdi bu âlimlerin delillerini ele alabiliriz.

Deliller:

Kadının kadınlara imamlığını câiz gören âlimlerin dayandığı en önemli rivayetler, Hz. Âişe ve Ümmü Seleme’nin imam olup namaz kıldırdıklarına dair rivayetler ile sahâbe ve tâbiînden bazı âlimlerin yorumlarıdır.

Bu rivayetleri şu şekilde sıralayabiliriz:

“Âişe (r.h.) farz namazlarda kadınlara imamlık yaptı ve onların ortasında durdu (öne geçmedi).”(15)

Ümmü Seleme (r.h.) kadınlara imamlık yaptı ve onların ortasında durdu.”(16)

Rasûlullah (s.a.), Ümmü Varaka ismindeki kadına ev halkına namaz kıldırması için izin vermiştir.(17)

İbn Abbâs (r.h.) şöyle demiştir: “Kadın, kadınlara imamlık yapar ve onların ortasında durur.”(18)

Ali b. Hüseyin, câriyesine, Ramazan ayında âilesine namaz kıldırmasını emrederdi.(19)

İbn Abbas, İbn Cüreyc ve Atâ’dan, kadının kadınlara imamlık yapabileceği, bu durumda onların ortasında durması gerektiği rivayet edilmiştir.(20)

Hz. Ali radıyallahü anh’dan şöyle dediği rivayet edilmiştir: Bir defasında ben ve Rasûlullah (s.a.) Ümmü Seleme radıyallahü anha’nın yanına vardık. Bir de baktık ki, evin bir kenarında kadınlar namaz kılıyorlar. Hz. Peygamber (s.a.) Ümmü Seleme’ye: “Ey Ümmü Seleme! Bunlar hangi namazı kılıyorlar” diye sordu. Ümmü Seleme (r.h.)’nın, “farz namaz kılıyorlar” diye cevap vermesi üzerine, Rasûlullah (s.a.), “onlara imam olmadın mı?” diye sordu. Ümmü Seleme’nin, “Böyle yapmam doğru mudur ya Rasûlallah?” diye kar­şılık vermesi üzerine Rasûlullah (s.a.) de, “Evet, bu takdirde onlar senin önünde ve arkanda durmazlar, senin sağında ve solunda saf tutarlar” buyurdu.(21)

Rasûlullah (s.a.)’den doğrudan kadının imamlığı ile ilgili olan bu rivâyete, Zeydiyye mezhebinin kurucusu Zeyd b. Ali’nin (122/740) el-Müsned’i ve İbâziyye mezhebinin eserlerinden olan Şerhu Kitabi’n-nîl’den başka hiçbir kaynakta rastlanmamıştır.

Kadının kadınlara imamlığını câiz ve müstehab kabul eden âlimler, zikrettiğimiz bu delillerle ihticâc etmişlerdir. Bunların en önemlisi Âişe ve Ümmü Seleme (r.h.)’nın imamlık yaptıklarıyla ilgili rivayetlerdir.

Aynı şekilde İbn Abbas, İbn Cüreyc, Mücahid ve Atâ’dan, kadının kadınlara imamlık yaptığında onların ortasında durması gerektiği rivayet edilmiştir.(22)

Ayrıca kadının kadınlara imamlığını câiz kabul eden âlimler, “kadınların cemaatle kıldıkları namaz fazilet ve istihbâbda erkeklerin cemaati gibi midir, yoksa değil midir?” konusunda da ihtilafa etmişlerdir.

Bu konuda iki görüş naklediliyor:

Birincisi, cemaatle kılınan namazın münferiden kılınan namazdan daha faziletli olduğunu bildiren haberin umumuna binaen, kadınların cemaati de erkeklerin cemaati gibi faziletli ve müstehabdır. Yani kadınların cemaat olarak kıldıkları namaz münferid olarak kıldıkları namazdan yirmi yedi derece daha faziletlidir.

İkincisi görüş ise, “Ancak erkekler, kadınlara göre bir derece üstünlüğe sahiptirler.”(23) âyetinden dolayı, erkeklerin cemaati kadınların cemaatinden daha faziletlidir, görüşüdür. Bu görüş, birçok ilim ehli tarafından daha isabetli bulunmuştur.(24)

Bu ikinci istidlâl tarzının çok da isabetli olduğu kanaatinde değiliz. Ancak erkeklerin farz namazları cemaatle kılmaları daha kuvvetli olduğu, kadınların cemaatinde bu te’kid bulunmadığı için erkeklerin cemaati kadınların cemaatinden daha faziletlidir denilebilir.

Kadının kadınlara imamlığının câiz ve müstehab olduğunu söyleyen âlimlerin görüşlerini bu şekilde ortaya koyduktan sonra, kadının kadınlara imamlığı mekrûhtur diyen âlimlerin görüşlerine geçebiliriz.

(Devam Edecek…)

Düşünce Akla Düşünce

--- "Yoldaşın varsa, yol yorsa da güzeldir.."

--- Neyi bastırdıysan göğsüne, Göğsünü her soludukça büyüyen O'dur..  (İsmet Özel)

Selam ve duâ ile…

30.08.2018

__________________________________

(1) Mâverdî, el-Hâvî, II, 356; Gazali, el-Vasit, II, 221; Şîrâzî, el-Mühezzeb, I, 189; Nevevi, el-Mecmû’, IV, 188, 198; Ravdatü’t-talibin, I, 444; Rafiî, el-Aziz, II, 142; Rûyânî, Bahru’l-mezheb, III, 14; İmrânî, el-Beyân, II, 428; İbn Kudâme, Muvaffakuddin, el-Muğnî, III, 37; el-Kâfî, I, 398; ed-Darîr, el-Vâdıh, I, 358; Zerkeşî, Şerhu’l Hırakî, I, 406; Merdâvî, el-İnsaf, II, 299.

(2) Şafiî, el-Ümm, II, 321, 322.

(3) İbn Hanbel, Mesâil, s. 101.

(4) Merdâvî, el-İnsaf, II, 212.

(5) Nevevî, el-Mecmû’, IV, 199; Kelvezânî, el-Hidâye, s. 97.

(6) Şeyh Saduk, Men La Yehzuruhü’l-fakih, I, 396, H: 1178; Şeyh Müfid, Ahkâmü’n-nisâ, s: 28; Tûsî, el-Mebsût, I, 157; Hıllî, Muhakkik, Şerâi’ul-İslâm, I, 94; Hıllî, Allâme, Nihâyetü’l-ihkâm, II, 112, Tezkiratü’l-fukaha, IV, 237; Âmilî, Medarikü’l-ahkâm, IV, 351, 352; Ahmed Murtaza, Şerhu’l-ezhar, I, 283.

(7) İbn Hazm, el-Muhallâ, III, 126, IV, 219.

(8) Abdürrazzak, el-Musannef, III, 140; İbn Ebî Şeybe, el-Musannef, III, 569, H: 4992; Mâlik, Müdevvene, I, 178; İmrânî, el-Beyân, II, 428; Kayravanî, en-Nevadir ve’z Ziyadât, I, 285; Haraşî, Şerhu’l-Muhtasar, II, 22; Mâverdî, el-Hâvî, II, 356; Zeydan, el-Mufassal, I, 253; İbn Münzir, el-İşrâf, II, 150.

(9) İbn Münzir, el-Evsat, IV, 227.

(10) Mervezî, Kıyamü Ramazan, s. 69.

(11) Âmilî, Medârikü’l-ahkâm, IV, 352; Küleynî, el-Kâfî, III, 376; Tûsî, Tehzibü’l-ahkâm, III, 205; el-İstibsâr, I, 426.

(12) Ettafeyyiş, Şerhu Kitâbi'n-nîl, II, 216.

(13) ed-Dîvân, Hâricîler’den Hüseyniyye kolunun kurucusu Ahmed b. Hüseyin (el-Hasan)’e ait bir eserdir. Levicki, T., “Al-Ibâdiyya” The Encyclopaedia of Islam (new edition (edited by: B. Lewis ve ötekiler), Leiden:  E. J. Brill, 1971, III, 660)’den naklen: Mahmutoğlu, Yakup, “Namazlarda Kadının İmameti”, İslâm Hukuk Araştırmaları Dergisi, XI, 294, dipnot: 53).

(14) Ettafeyyiş, Şerhu Kitabi’n-nîl, II, 216, 217.

(15) Abdürrazzak, el-Musannef, III, 141; İbn Ebî Şeybe, el-Musannef, III, 569; Beyhakî, es-Sünenü’l-kübrâ, III, 187; Şafiî, el-Ümm, II, 321.

(16) Abdürrazzak, el-Musannef, III, 140; İbn Ebî Şeybe, el-Musannef, III, 569; Beyhakî, es-Sünenü’l-kübrâ, III, 187; Şafiî, el-Ümm, II, 321.

(17) Ebu Davud, “Salât”  62; İbn Huzeyme, es-Sahih, III, 89; İbn Ebi Şeybe, el-Musannef, XVIII, 220, XIX, 546; İbn Hanbel, Müsned, VI, 405; Darakutnî, Sünen, II, 21; Beyhakî, es-Sünenü’l-kübrâ, I, 597, III, 186; İbn Hacer, el-İsâbe, XIV, 552-554; İbn Cevzî, Sıfatü’s-saffe, II, 72; Mizzî, Tehzibü’l-kemâl, XXXV, 390; İbn Sa’d, Tabakât, X, 424; Ebû Nuaym, Ma’rifetü’s-sahâbe, II, 964, VI, 3375, 3572; Hilyetü’l-evliyâ, II, 63.

(18) Abdürrazzak, el-Musannef, III, 140; Beyhakî, es-Sünenü’l-kübrâ, III, 187.

(19) Şafiî, el-Ümm, II, 321. Beyhakî, Ma’rifetü’s-sünen, IV, 231.

(20) Abdürrazzak, el-Musannef, III, 140.

(21) Zeyd b. Ali, Müsned, s. 111; Ettafeyyiş, Şerhu Kitâbi'n-nîl, II, 216.

(22) Abdürrazzak, el-Musannef, III, 140.

(23) Bakara 2/228.

(24) Nevevî, el-Mecmû’, IV, 188, 198; Mâverdî, el-Hâvî, II, 356, 357; Şirbinî, Muğni’l-muhtac, I, 351.

YORUM EKLE