İslâm Hukukunda Seferilik-Vatan İlişkisi Ve Hükümlere Etkisi-3

Vatanın Bozulması/Değişmesi

Vatanın bozulmasından/değişmesinden maksat, vatanın vatan olmaktan çıkması ve başka bir yerin onun yerini almasıdır. Bir vatanın, hangi şartlarda vatan olmaktan çıkacağı konumuz açısından önemlidir.

Vatan-ı aslînin vatan olmaktan çıkmasının tek bir şartı vardır, o da, başka bir yerin vatan-ı aslî olarak belirlenmesidir. Diğer bir ifade ile vatan-ı aslî, sadece vatan-ı aslî ile bozulur. Bir insan, vatan-ı aslîsinden başka bir beldeye gider, orayı vatan edinir, oradan ayrılmayı/göç etmeyi düşünmeksizin orada kalmaya niyet eder/karar verirse önceki yer vatan-ı aslîsi olmaktan çıkar ve bu yerleştiği yeni yer onun vatan-ı aslîsi olur. Önceki vatan-ı aslîsine yolculuk yaptığı zaman orada sefer hükümlerine tâbi olur. Burada en önemli husus, kişinin bu yeni yeri vatan edinmesi/tavattun, orada yaşamaya karar vermesi/taayyüş ve önceki vatanına bir daha dönmeyi/yerleşmeyi düşünmemesidir, yani te’bîd/sürekli kalıştır.

Vatan-ı ikâmet ise üç şey ile; vatan-ı aslî ile, vatan-ı ikâmet ile ve yolculuk ile bozulur.

Vatan-ı süknâ ise dört şey ile, vatan-ı aslî ile, vatan-ı ikâmet ile, vatan-ı süknâ ile ve yolculuk ile bozulur.

Görüldüğü gibi burada kaide, bir vatanın kendi misliyle veya kendinden daha kuvvetli olanla bozulacağı, kendinden daha zayıf olanla bozulamayacağıdır. Burada Hanefîlerin “bir şey, misliyle veya kendinden daha kuvvetli olanla nesh edilebilir, kendisinden daha zayıf olanla nesh edilemez” şeklindeki nesh teorisini göz önünde bulundurmamız konunun daha iyi anlaşılmasını sağlayacaktır.

Bir Yerin Vatan Olmasındaki Asıl Faktör

Bir yerin vatan olmasındaki asıl faktörün ne olduğunun belirlenmesi, konunun anlaşılması açısından önemlidir. Hanefî âlimlerin yaptığı izahlardan anlaşıldığı kadarıyla, bir yerin vatan olmasında en önemli faktörün insan olduğu kanaatindeyiz. Diğer bir ifade ile bir yeri vatan yapan insan ve onun niyetidir. Burada vurgulamak istediğimiz husus, bir yerin vatan olarak belirlenmesinde ev, tarla, bağ, bahçe gibi malların/akarın etkisinin olmadığıdır. Her ne kadar bazı kaynaklarda “bir yerde evinin olması” şeklinde ifadeler yer alsa da, örnek verilen ve üzerinde durulan asıl husus insan faktörüdür.

Vatan-ı aslînin tanımı yapılırken “kişinin bir yerde doğmuş olması, bir yerde evlenmiş olup hanımının orada ikamet ediyor olması, bir yeri vatan edinip/tavattun orada yaşamaya/taayyüş karar vermiş olması” şeklinde üç husus üzerinde durulur. Bir insanın aslî vatanı öncelikli olarak onun doğup büyüdüğü yerdir. Bu sebeple bu vatana vatan-ı fıtrat da denilmiştir. Bunun dışında bir yerin vatan-ı aslî olması evlilik ya da vatan edinme/tavattun yoluyla olmaktadır. Her ikisinde de faktör insandır.

Taaddüd-ü Vatan/Birden Çok Vatanın Olması

Taaddüd-ü vatan/birden çok vatanın olması mümkün müdür? Hanefî hukukçular, birden çok vatanın olmasını mümkün görmektedirler. Ancak iki ya da daha çok vatanın olması söylenirken kişinin bir başka beldede evlenmesi üzerinde durulur. Yani bir insan, kendi vatanından başka bir beldede evlenirse, hanımı orada ikamet etmek kaydıyla, bu evlendiği yer ikinci vatan-ı aslîsi olur. Fakat burada unutulmaması gereken husus, taaddüd-ü vatanın vatan-ı aslî için söz konusu olmasıdır. Yine burada unutulmaması gereken bir husus da, vatan-ı aslînin birden fazla olmasında en önemli faktörün evlilik olduğu, yani insan faktörü olduğudur.

Günümüzde sosyo-ekonomik şartların değişmesi sebebiyle seferîlikle ilgili bazı problemler/sorular ortaya çıkmıştır. Ulaşım araçlarında ulaşılan hız sebebiyle çok uzak mesafelere kısa zamanda varılması, metropol şehirlerde şehrin bir ucundan diğer ucuna olan mesafenin 90 km. veya daha fazla olması, işçilik, memurluk sebebiyle kişinin kendi vatanından başka bir yere yerleşmesi, iş sebebiyle kişinin vatanıyla iş yerinin ayrı şehirlerde bulunması gibi olgular, seferîlik konusuna yeni boyutlar ve sorular getirmektedir.

Yine bazı insanlar, vatan-ı aslîlerinden başka farklı şehirlerde ev alıyor ve evi bulunan şehirlere gittikçe evlerinde kalıyorlar. Özellikle de farklı şehirde yazlık evi bulunan kimselerin durumu sıkça sorulmaktadır. Ayrıca bazı insanlar, vatan-ı aslîlerinden başka bir şehirde iş yeri açıyorlar ve iş icabı o şehre gidiyorlar. Bunlardan bazıları, hafta içi iş yerinin olduğu şehirde kalıyor, hafta sonları ise vatan-ı aslîlerine dönüyorlar. Seferîlik açısından bu insanların durumunu tespit de, bunların sefer ruhsatlarından faydalanma noktasında önem arz etmektedir.

Yapılan çalışmalarda, bu konularla farklı cevaplar verildiği görülmektedir. Bazı ilahiyatçılar, bu yerlerin vatan-ı aslî olduğunu ifade ederken, bazıları vatan-ı ikâmet olduğunu söylemektedirler.

Baştan beri yaptığımız açıklamalar çerçevesinde konuyla ilgili şunları söylememiz mümkündür: Seferîlikte en önemli faktör insandır; insanın niyetidir. Ayrıca insanın niyetine paralel olarak vatan, tavattun, taayyüş gibi kavramların da önemi ve etkisi göz önünde bulundurulmalıdır. Bir yerin vatan olarak tespitinde en önemli belki de tek etken insanın niyetidir/kararıdır. Bir yerin vatan olup olmamasında kişinin o yerde gayr-ı menkûlünün/evinin, bağının, bahçesinin olup olmaması önem arz etmemektedir. Bir insanın 90 km. ve üzeri mesafede bir yere gittiğinde onun orada mukim mi seferî mi olduğunu belirleyen faktör o kişinin orada evinin olup olmaması değil niyetidir. Eğer 15 ve daha fazla kalacaksa o yerde evi olmasa da mukimdir. Bunun aksini düşündüğümüzde eğer bir insanın 90 km. ve üzeri bir mesafeye gittiğinde o yerde evi olsa bile eğer 15 günden daha az kalacaksa o kişi seferî olacaktır. Burada kişinin evinin olmasının onun rahat edeceği, meşakkat yaşamayacağı gibi sebepler gerekçe olarak gösterilemez. Zira seferîlikte gerekçe/illet zorluk/meşakkat değil bizzat seferin kendisidir. Bir insan, 90 km. ve üzeri bir mesafeye gittiğinde hiçbir zorluk ve meşakkat çekmese bile o kişi seferîdir ve seferîlik hükümlerine tâbidir.

Düşünce Akla Düşünce

--- Keşf-i kadîm olmadan vaz'-ı cedîd olamaz!..

--- Tatlı suyun başı kalabalık olur. (Mevlana)

--- Kurdun elinden çobanlık gelmez. (Sadi Şirâzî)

Selam ve duâ ile…

11.10.2018

YORUM EKLE