FEMİNİST MÜSLÜMANCIKLAR YA DA MÜSLÜKANCIKLAR

İslam’a inanmayan, inkâr eden insanların olmasını yadırgamayacak bir bilgi ve bilince sahip olduğumu düşünürüm. Sahip olduğum inanç sisteminin çok önemle üzerinde durduğu ilkeler arasında herkesin kendi inancını seçmede ve uygulamada özgür bırakılması geldiği gelmektedir. Bu durum Kur’an’ın en çok mücadele ede geldiği putperestlik için de geçerlidir.

Zira inanç sistemleri içerisinde en ilkeli olan, insanın kendi eliyle yaptığı şeylere yine kendisi kutsallık, güç ve kuvvet atfederek dönüp ona tapması olan putperestlik akla ziyan bir inanış biçimidir.

Bu yüzdendir ki İslam, insan aklını en bayağı şeylere boyun eğmeye zorlayacak bu inanca karşı sıkı bir mücadele geliştirmiştir. Ancak bu mücadele ne kadar sıkı ve güçlü olursa olsun Müslümanların insani değer yargıları ve ölçülerin dışına çıkmalarını da yasaklamıştır. Müşriklerin Allah dışında tapa geldikleri tanrılarına (put vb) küfretmeyi, sövmeyi yasaklaması bu kabildendir.

Muarızlarının kutsallarına sövmeyi kutsal kitabı Kur’an-ı kerimde yasaklayan İslam’ın, aynı şeyi muarızlarından da beklemesi doğal olsa gerektir. Ancak tarih boyunca gördük ki her devir ve zamanda İslam ve Müslümanlarla başa çıkamayan müşrikler hep sövgü, alay, tahkir ve tahrik yöntemlerine başvurmuşlardır

Son dönemde yine artış gösterdi

Evet çok ilginç bir şekilde sinir uçlarımıza dokunan, Müslüman gönülleri incitmenin ötesinde öfkelendirmenin, hesabı yapılmış çıkışların yapılmaya başlandığını görmekteyiz. Sürecin son iki örneğini dikkat çekici bulduğum için paylaşmak isterim

Birincisi;

Senelerdir tatlı dilli ve yumuşak sözlü bir bilim adamı görüntüsü çizmeyi başarmış Prof.Dr. Üstün Dökmen Sakarya İl Milli Eitim Müdürlüğünce düzenlenen bir eğitim seminerinde Rehberlik öğretmenleri ve danışmanlara yaptığı konuşmada danışmanların danışanlar karşısında inanç vb konuklarında Nötr olmaları gerektiği safsatasından yola çıkarak, danışmanların başörtüsü vb dini sembol içeren kıyafetler giymemeleri gerektiğini, danışma esnasında “inşallah, maşallah” gibi dini terimleri kullanmamaları gerektiğini söylemiştir.

Tesettürsüzlüğü ve inançsızlığı insanın orijinal hali olarak gösterme cingözlüğünü sergileyen bu yumuşak yüzlü kişi, tepkiler gelip senelerdir paralarını sömürdüğü muhafazakar kitleyi kaybetme riski ile karşı karşıya kalınca ise; her yalancı inançsızın yaptığı gibi yaparak, ailesindeki tesettürlü ve hacca gitmişler üzerinden bir algı çalışması yapmaya çalışmış. Nötr olma kavramını anlamadığımızdan yola çıkarak adeta zekamızla da alay etmiştir.

Anlaşılan o ki; İnançlara da saygılı olduğunu belirten Üstün Dökmen, Sakarya'daki seminerde s.çmıştı, bunu yeterli bulmamış olacak ki açıklama yaparak SIVACILIĞA girişmiş. Hem s..çmış hem de sıvamış yani.  Halbu ki çok mu zordu halt ettim özür dilerim demek. Ancak kanaatim o dur ki, bu şahsın yaptığı bir dil sürçmesi ya da maksadını aşmaktan öte 28 Şubat ve 15 Temmuz benzeri heveslerin yeniden tahrik edilmesine dönük çabalardır.

İkincisi;

İkinci örnek ise 8 Mart Kadınlar yürüyüşü adı altında yapılan bir sapkınlık konvoyu. Dediğim gibi yer Taksim meydanı. Minarelerden Yatsı Ezanı okunmakta, bu sapkın ve azgın güruh ezan sesini bastırmak için bağırıp, ıslık çalmakta ve gürültü çıkarmakta adeta vahşi HAYVAN SÜRÜSÜ, gibi böğürmekteler. Sözüm ona KADINLAR GÜNÜ YÜRÜYÜŞÜ için toplanmışlar.



Ezan duyunca Besmele duymuş ŞEYTAN gibi çıldıran bu Orospular, pezevenkler, ibneler, piçler, homolar, travestiler, transsexsueller, "Ağızları ile Allah'ın nurunu söndüreceklerini zannediyorlar. Halbu ki bilmiyorlar ki Kafirler istemese de Allah nurunu tamamlayacaktır." (Saff:8)

Ulan şerefsizler; eğer istediğiniz nefretse sizden nefret ediyoruz. Kutuplaşmaksa, sizinle kutuplaşıyoruz. Ayrışmaksa sizden ayrışıyoruz. Ötekileşmekse sizden ötekileşiyor, sizi ötekileştiriyoruz. Allah bizi, ailemizi ve yakınlarımızı sizden uzak eylesin.


Önce bir şeyin adını koyalım;

Kimse kalkıp masum kadın hakları, masum feminizm falan demesin. Öyle afili, alengirli laflar ettiklerine bakmayın, lamı cimi yok Feminizm; İslam düşmanıdır. Namus düşmanıdır. İffet düşmanıdır Erkek düşmanıdır. Aile düşmanıdır Kadın düşmanıdır Ahlak düşmanıdır. Ezan düşmanıdır Bayrak düşmanıdır. 

Ayrıca;Türkiyedeki feministler; ya PKK'lıdır. Yada PKK severdir. Ya gaydirler ya da gay severdirler. Ya LGBTI cidirler ya da LGBTI severdirler. Ya eşcinseldirler ya da eşcinsel severdirler. Ya zinakardırlar ya da severdirler. Kısacası feministlerin kadın hakları vb. Konularda söyledikleri diğer sözler dolgu malzemesi hikayelerdir sadece..

Müslükancık

Peki hem müslüman hem de feminist olma iddiasındakiler ne iştir o zaman?
bunlar müslümancık mı yoksa müslükancık mıdır? Ya da merak ettim ezan yuhalanırken, ibneler alkışlanırken, zina ve fuhuş teşvik edilirken, buraya yazmaya dahi imkan bulamadığım namus ve iffet düşmanı pankartlar taşınırken, aile ile dalga geçilirken, bu sapkın ve İslam düşmanı güruh ile birlikte Kadınlar Günü kutlamak üzere Taksim meydanına çıkan Feminist Müslümancıklar/Müslükancıklar, ne yapmıştır bu esnada. Boşverin gerisini yazmayayım…

Dolayısı ile düşman 15 Temmuz ya da 28 Şubat benzeri çabaları tekrar denemekten vazgeçmeyecektir. Bunun için de hem sinir uçlarımızla oynamaya devam edecekler, hem de neslimizin yukarıdan beri izah etmeye çalıştığımız konulardaki duyarlılıklarını yok edip duyarsızlaştırmanın yani onları din, namus, ,ffet ve ahlak konularında en azından NÖTR  hale getirmenin çabasında olacaklar.

Peki ne yapalım?

Yapılacak şey bellidir. Perdenin önünde oynanan gölgelere, kuklalara takılıp kalmadan perdenin arkasına bakmayı ve kuklacıyı vurmayı başara bilmek gerek. Peki bu nasıl olacak.?Doğrusunun bunun en kestirme ve kalıcı yollarından birisinin okumak olduğunu düşünenlerdenim.

Kitap fuarı

Dediğim gibi perdenin arkasını görebilmeyi önemserim. Bu yaklaşımımın ürünü olan ANNE BEN TERÖRİST MİYİM? İsimli kitabım “Kafası karıştırılmışlara bir rehberlik denemesi” olarak Pergole yayınlarından çıktı. 02-03 Mart 2019 tarihlerinde Isparta Kitap Fuarında okuyucularımızla buluşma imkanı bulduk. Sohbet, konferans ve imza ile iliklerimize kadar kitapla hasbıhal olduk.

Bir kez daha müşahede ettik ki, okumadan perdenin arkasını görmek mümkün değil. Biz okudukça, öğrendikçe düşmanlarımızın yenilgisi kaçınılmaz olacaktır. Aksi Allah korusun bizim tükenişimizdir. Ancak görünen odur ki; daha çok gayret göstermemiz gerekmektedir.

Perdenin arkasını görebilenlerden olabilmek duası ile…

Vesselam..!

09.03.2019

Osman HAZIR

MERSİN

YORUM EKLE
YORUMLAR
ahmet grglü
ahmet grglü - 2 hafta Önce

KARDEŞİM KALEMİNE YÜREĞİNE SAĞLIK.ALÇAKLARA UYGUN BİR YAZZI OLMUŞ,

Osman Hazır
Osman Hazır @ahmet grglü - 2 hafta Önce

Teşekkür ederim sağolun