Ali Sandıkçıoğlu'nun Diyanet İşleri Başkanına Yazdığı Mektup Dikkat Çekti!

Muhterem Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’a...

Ali Sandıkçıoğlu'nun Diyanet İşleri Başkanına Yazdığı Mektup Dikkat Çekti!

Muhterem efendim, zatı alinizi ve makamınızı böyle açık bir mektupla rahatsız ettiğim için beni mazur görüp anlayışla karşılayacağınızı ümit ederim. Zatı alinizden önce, o makamda bulanan bir kısmı hayatta, bir kısmı rahmetli olan muhterem başkanlara da zaman zaman yurt içinden ve yurt dışından çeşitli gazete ve dergiler aracılığı ile mektuplar yazmıştım. Niyetim ne dün ne de bugün başkanlığınızı ille de tenkit etmek gayesi ile değildir. Bardağın dolu ve boş tarafını görmeye gayret ederek; dilek, temenni ve istirhamlarımı ihtiva eden mektubumu zatı alinize sunmaktır. Art bir niyetim yoktur.

Muhterem efendim, Türkiye’mizde devletin din ile alakalı en büyük resmi kurumunun başındasınız. Elbette ki ülkemizde olup bitenleri bizlerden çok çok daha iyi bilmektesiniz, görmektesiniz. Bütün bu olup bitenlere karşı ne yapabilirim düşüncesi içindesiniz mutlaka. Resmi kaynakların beyanlarına göre; esrar, eroin, uyuşturucu, içki, kumar ve fuhuş maalesef ilkokul sıralarına kadar indi. Keza memleketimizde hırsızlık olayları, cinayetler, rüşvet, gayrimeşru işler oldukça artmıştır.

Buna mukabil ülke çapında namaz kılanların sayısı oldukça azalmış, oruç tutanların sayısı azaldığı gibi, aleni oruç yiyenler de bir hayli çoğalmıştır. (Bir nevi Müslümanlar ile alay edilir gibi…) Gençlerimiz arasında hızla “deizm” belası yayılmakta, maalesef gençlerimizin büyük bir kısmı uçuruma doğru hızla yuvarlanmaktadır.

Diyanet İşleri Başkanlığı teşkilatımızın köy, kasaba ve şehirlerde yüz binleri aşan camileri ve buralarda görev yapan imam, müezzinleri, ayrıca il ve ilçelerde müftülüklerimiz ve müftülüklere bağlı bir hayli personeller vardır. Muhterem efendim, ecdadımız imam deyince, hoca deyince, kendilerine azami derecede hürmet gösterirlerdi. Ben de köyden biliyorum ki, fakir köylü evinde pişirdiği en iyi yemekleri köyün imamına sıra ile götürür hem imam hem de köye gelen misafirler yer, içerdi.

Hoca efendilere azami derece hürmet vardı. Bugün hocalarımıza bu saygı yoksa niçin yok? (Bütün Hoca efendiler böyledir demek istemiyorum.) Burada ben kendilerine saygı duyduğum tüm din görevlilerimize bir kara leke sürmek veya onları tümüyle aynı kefeye koymak niyetinde hiç değilim. Peygamber Efendimiz (S.A.S.): “Alimler enbiyanın varisledir” hadisi şerifine çok şükür inananlardanım. Ancak birçok imam ve müezzinin durumları meslekleri ile bağdaşmıyor.

Bu da bir gerçek. Şöyle düşünelim; bir imam farz edin, elinde sigarasını cami kapısının önünde söndürüyor, millet sünneti kılmış, o sünnet kılmadan mihraba koşuyor, cemaate namaz kıldırıyor. Bunun cemaate veya gençlere; sigara içmeyin, sağlığa zararlıdır nasihati ne kadar tesirli olur? Vazifelerinizi dikkatle yapın demesi tesirli olur mu? Kendi sünnet kılmadı. Cemaat sünnetini kılmış imam gelecek diye kapı gözlüyor. Din görevlisi izinli. Namaz vakti camide ezan okuyan yok ama müezzin orda olduğu halde ben izinliyim deyip ezanı okumuyorsa, keza imam efendi de vakit namazları izinli olduğu için kıldırmıyorsa bu tip insanlar gerçek manada İslam’a hizmet edebilir mi? (Bu anlattıklarım daha çok köylerde olduğu gibi şehirlerle de aynı durumla karşılaşmak zaman zaman mümkün.)

Yaptığınız hizmetlerinizi göz ardı edemeyiz. Ülkemizin birçok yerinde kız ve erkek Kur’an kursları, hafızlık kursları açtınız.

Sebep olanlardan, hizmet edenlerden Allah (C.C.) razı olsun. Şu kadar var ki, bunlar bütünün çok küçük bir parçasıdır. Gençlerimizin büyük bir kısmı moda illetinin peşine takılarak marka esiri, elektronik cihaz bağımlısı olmuş, milli ve manevi değerlerden kopuk bir vaziyette anaya, babaya, yaşlıya saygıyı; küçüklere sevgiyi kaybetmiş felakete doğru yuvarlanıp gidiyorlar. Cenab-ı Hakk neslimizi kurtarsın inşallah.

Muhterem efendim, kısa bir süre önce vefat eden kardeşimin hastalığı sebebi ile Ankara’da bir süre kaldım. Cuma kıldığım bir camide ön tarafta küçük bir hoparlör vardı. Naklen cuma sohbetini veriyordu. Ne dediği kesinlikle anlaşılmıyor, cami içindeki cemaat kümeler haline gelmiş aralarında sohbet ediyorlardı.

Ciddiyet yok. Samimiyet yok. Ruhaniyet yok. Belki de o caminin etrafında ikamet eden emekli müftü, vaiz ve imamlar var. Davet edilseler hizmete koşacaklar. Lütfen ülke genelinde bu naklen vaiz işlemini gündemden kaldırın. Diyanetten emekli olan müftü, vaiz, imam, yeterli olan Kur’an kursu öğretmenleri (sağlıkları elverişli olanlar) Diyanet Başkanlığı’nın yayınlayacağı bir tamimle il ve ilçe müftüleri tarafından bulundukları bölgede Allah rızası için irşadi hizmetlere davet edilsinler.

Camilerde uygun zamanlarda sohbetler yapılsın. Mümkünse bütün yıla yayılsın. Daha da ileri giderek geçmişte olduğu gibi Türkiye genelinde fahri vaiz yeterlilik imtihanı açılsın. Kazananlara bu imkân verilsin. Milletimizin yaşlısını gencini, kadınını erkeğini imkânlar ölçüsünde şeri şerife ve sünneti resule uygun olarak irşat etmiş olsunlar. İnanın Türkiye genelinde tabir caizse birçok cami garip ve ağlıyor…

Muhterem efendim, izninizle bir hususa değinmeden geçemeyeceğim. Doğu ve güneydoğuda medreselerde okuyan çok sayıda ilim adamı zatlar vardır. Bunların büyük bir çoğunluğu Hz. Peygamber Efendimizin (S.A.S.) sünnetlerine candan bağlı olup, vatan ve milletini seven insanlardır. İstihbarat incelemeleri yapıldıktan sonra bunlara imkân tanınsın. Kürtçe, Türkçe konuşmalar yapsınlar, milletimizin birlik ve beraberliğine, din kardeşliğinin pekişmesine katkıda bulunsunlar.

Diyanet olarak dini tahrip edenlere lütfen mücadele başlatınız. Sünneti inkâr edenler, mealciler, selefiler, vehhabiler ve daha birçok bozuk görüşler milletimizin nezih inanç ve itikadını sinsi ve sistemli bir şekilde kökten dinamitliyorlar.

Son olarak şunu arz etmek isterim. Türkiye genelinde birçok dini maksatlı dernek, vakıf, cemaat ve tarikatlar vardır. Bunların birçoğu dine hizmet gayesi ile bir nevi saltanat sürüyorlar. (Bütün vakıflar dernekler aynıdır demek istemiyorum. Allah için hizmet eden bütün kurumları tenzih ederim.) Üyeleri, aldıkları aidatlar, ev ve yurtlarında barındırdıkları talebeler, onlara aşıladıkları fikirler, verdikleri eğitim tam olarak açık ve net değildir. Bir bakıyorsunuz tertemiz çocuklar birilerinin elinde bir müddet sonra vatan, bayrak düşmanı oluveriyor.

Bu grupların içlerinde öyleleri vardır ki, kendilerinden başkalarına Müslüman gözü ile bile bakmıyorlar. (Beyinleri yıkanmış bidat ve çeşitli sapık fikirlere saplanmışlar.) Mali kaynakları tamamen kontrol dışındadır. Hangi hizbe, cemaate, gruba, tarikata mensup olurlarsa olsunlar. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın şemsiyesi altında bir birimde toplanarak hizmetlerini yürütmelidirler. Bu çok önemli hizmeti gerçekleştirecek imanlı, cesur, makam ve mevki düşünmeyen bir başkana ihtiyaç vardır. İnşallah o da siz olursunuz. Dileriz yakın bir gelecekte bu kördüğüm, zatı alinizin gayret ve girişimleri sonucu çözülmüş olur.

Yukarıda bahsettiğim gibi mektubum iyi niyet ve samimiyetle yazılmıştır. İlgileneceğinizi umar bilvesile saygılarımı sunarım.

Yeniakit

YENİ AKİT

banner179
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER