Başkanlığın Bilinmeyen Bir Süreli Yayını Yeni Köy Hocası

Başkanlığın Bilinmeyen Bir Süreli Yayını Yeni Köy Hocası

Çokça kurduğum bir cümledir: “Diyanet İşleri Başkanlığı, kitap telifi anlamında dinî yayın faaliyetine hemen kuruluş yılıyla başladı.” Bunu mümkün kılan hadiseyi izah sadedinde de bel verdiği Şer’iyye ve Evkaf Vekâleti’nde başlatılan yayın faaliyetinin bu yeni teşkilatla devam ettirilmiş olmasına dikkat çekmişimdir.

Kitap yayın faaliyetine böyle erken bir dönemde başlayan Başkanlığın 1950’li yıllara gelinceye kadar süreli bir yayınına ise rastlanmaz. Tespitlerimize göre Diyanetin ilk mevkutesi “Reislik Mecmuası” adıyla 1954’te yıllık olarak çıktı. İki yıl aradan sonra, Nisan 1956’da bu defa “Diyanet İşleri Reisliği Mecmuası Ramazan Nüshası” adıyla ve tek sayılık bir mecmua yayımlandı. Daha sonra 1960 ve 1961 yıllarında yıllık olarak “Diyanet İşleri Reisliği Mecmuası” neşredildi. Haziran 1962’den itibaren de Diyanet Dergisi aylık periyotlarla yayın hayatına girdi. Başkanlık, 22 Kasım 1968 (1 Ramazan 1338)’de, mesleki bir yayın organı olarak Diyanet Gazetesi’ni süreli yayınlarına ekledi. Gazete, Aralık 1990’a kadar 382 sayı yayımlandı. Hâlen yayımlanmakta olan dergilerimiz ayrı bir konudur.

Özet olarak sunduğum bu malumatı, bendeniz yıllar önce Başkanlığımız dergilerinde yazmıştım; yani bunlar hakkında az çok bilgimiz vardı. Öte yandan makalemize konu teşkil eden süreli yayın hakkında, Başkanlık’tan müftülüklere gönderilen 2 Ağustos 1963 tarihli bir yazıda, Başkanlığın yeni bir süreli yayının ilk sayısının bastırılarak satışa sunulduğu duyurusunu okumuş; ancak Başkanlık ve İSAM Kütüphanelerinde yaptığım taramalarda sözü edilen mevkuteye rastlamamıştım. Üst başlıkta, “Başkanlığın bilinmeyen bir süreli yayını” dememin sebebi de budur. Ancak birkaç yıl önce Ankara Milli Kütüphanede yaptığım taramalar sırasında, Başkanlık yazısında sözü edilen süreli yayın ile onun devamı niteliğindeki mecmuanın eksik bir koleksiyonu ile karşılaştım: “Yeni Köy Hocası” ve “Köy Hocaları İçin Belleten”.

Yeni Köy Hocası

Diyanet İşleri Başkanlığınca, 1 Ağustos 1963’te tek sayı olarak yayımlanabilmiş dört sayfalık, yarım gazete ebadında bir süreli yayındır. Künyesinde, “Dinî-ahlakî aylık köylü gazetesi” ibaresi yazılmıştı. Logoda “Yeni” sıfatının kullanılmış olması, kanaatimce, Müşavere Heyeti azalığı da yapmış olan Ali Vahid Üryani’nin 1930’lu yıllarda “Köy Hocası Gazetesi” adıyla yayımladığı süreli yayınla karıştırılmaması amacına matuftu. İmtiyaz sahibi ve yazı işleri müdürlüğüne M. Şevki Özmen, umum neşriyat müdürlüğüne de Hamza Ayan getirilmişti.

İlk sayfasında, dönemin Diyanet İşleri Başkanı Hasan Hüsnü Erdem imzasını taşıyan “Çıkıyoruz” başlıklı kısa bir yazı yer almaktaydı. Yazıda, bu gazetenin köylünün ve köy imamının gazetesi olduğuna, köy imamlarının ve köy halkının aydınlatılmasının amaçlandığına vurgu yapılmış, dinin toplum hayatı için taşıdığı değere işaret edilmiş, ayrıca köyde imam-öğretmen iş birliği ve dayanışmasının önemine değinilmişti. Başkan'a göre bu gazete, arzu edilen bu işbirliğine katkı da sağlayacaktı. Ana gayelerden biri de halkı din konusunda aydınlatmaktı. Gazetenin çıkışı o yılın Mevlit Kandiline denk geldiğinden ana yazı bu konuya ayrılmıştı.

Gazetede, Cemalettin Şenocak’ın “Toplum Terbiyesi”, M. Şevki Özmen’in “Din ve Ahlâk”, Mehmet Oruç’un “İman ve İslâm”, Bahaeddin Mollamahmudoğlu’nun “Çalışmanın Önemi”, M. Asım Köksal’ın “Huy Güzelliği”, Mehmet Canatan’ın “Köylülerimizin Misafirperverliği” başlıklı makaleleri yanında, Ankara Merkez Vaizi Hamza Ayan’ın “Yolumun Düştüğü Bir Köyde” başlıklı bir hatıra yazısı bulunuyordu. Ayrıca Başkanlığın iki genelgesine yer verilmişti. Bunlardan birinde Başkanlık mensuplarının bilhassa felaketlere duçar olmuş insanları ziyaret etmeleri istenmekte, diğerinde ise ülke genelinde yapılacak nüfus sayımının önemi anlatılarak sayım memurlarının soracakları soruların dikkatlice cevaplandırılması hususunda din hizmetlilerinin halkı bilinçlendirmesi hassaten rica edilmekteydi.

Yazı ve haberlerde, belirlenen hedef kitleye uygun olarak sade ve anlaşılır bir dil kullanılmıştı.

Bu ilk sayıdan sonra gazetenin yayınına devam edilmemiş ancak iki ay sonra ve onun devamı niteliğinde “Köy Hocaları İçin Belleten” adıyla bir dergi yayımlanmaya başlanmıştı.

Köy Hocaları İçin Belleten

“Köy Hocaları İçin Belleten”, “Yeni Köy Hocası” gazetesinin devamı olarak Başkanlığın Ekim 1963’te yayımlamaya başladığı “dinî, ahlaki, içtimai” bir dergidir. Derginin adında, bu defa “köylü” değil “köy hocası” öne çıkartılmıştı. Künyesinde “dergi” olarak isimlendirilse de, nihayet sekiz sayfalık bir mevkute olduğu göz önünde tutulursa buna bir bülten demek daha uygun olur.

Dergide ağırlıklı olarak Başkanlık mensuplarınca kaleme alınmış makaleler yanında genel ve teşkilata ilişkin haberlere de yer verilmişti. Yeni Köy Hocası’nda olduğu gibi Belleten’de de hedef aldığı kitle göz önünde tutularak yazılara sade ve anlaşılır bir üslup yansıtılmıştı.

İlk sayısında, “Yeni Bir Adla Çıkıyoruz” başlıklı yazıda, bilginin önemine işaret edilerek köy hocalarının bu dergiyi okumaları tavsiye ediliyordu. Aynı yazıda derginin çıkış gayesi, köy hocalarının halkı dinî yönden bilgilendirmesinde onlara yardımcı olmak şeklinde ilan edilmiş, bu sebeple de yazıların halkın seviyelerine göre yazılacağı vurgulanmıştı. Dinimizin bilgiye verdiği önemden hareketle dergiye “Belleten” adı verildiği tasrih edilmişti.

Derginin muhtelif sayılarında Hamdi Kasaboğlu, Ankara Müftüsü Dr. Lütfi Doğan, Müftü Muavini Lütfi Doğan, Ankara Merkez Vaizi Hamza Ayan, M. Şevki Özmen, İzmir Müftüsü Celâl Yıldırım, Niğde Müftüsü Lütfü Şentürk, Ankara Gezici Vaizi Ahmet Serdaroğlu, Orhan Karmış, M. Âsım Köksal, Maltepe Camii İmam ve Hatibi Kemal Güran, Nevzat Akaltın, Mehmet Oruç, Abdullah Güvenç, Beyza Düşüngen, Fahri Dursun, İbrahim Aydın, Mustafa Koçer, İsmet Selim, Ahmet Arslantürk, Şerafeddin Gölcük yazılarıyla katkı sağlamışlardı.

Benim görme imkânı bulduğum koleksiyona nazaran dergi/bülten, 1963 yılında üç, 1964 yılında da 8 sayı olmak üzere toplam 11 sayı neşredilebilmiştir. Son sayısı, Eylül-Ekim 1964 tarihini taşımaktadır ve kanaatimce bu sayıdan sonra yayınına devam edilememiştir. Sözünü ettiğim koleksiyonda Aralık 1963, Ocak ve Şubat 1964 sayıları bulunmuyordu.

Bir kanaat hâsıl etmesi açısından dergilerde yer alan makalelerden bir kısmının başlıklarına da işaret etmek istiyorum.

Derginin Kasım 1963 tarihli sayısında, hayvan ırklarının ıslahı amacıyla, damızlığa elverişli olmayan boğaların eneme edilmesinde dinen bir mahzur olmadığına ilişkin Müşavere Kurulu’nun 19 Eylül 1963 tarih ve 516 sayılı kararına haber olarak yer verilmiş.

Mart 1964 sayısının ilk yazısı, “Ankara’nın İvedik Köyüne Ziyaret” başlığını taşıyordu. Yazıda köy hocalarının köylüyü eğitme, bilgilendirme konusunda yapabilecekleri faaliyetler basit ve açık ifadelerle anlatılmıştı. Yazıda, köye giden ekipte yer alan Ankara Müftüsü Dr. Lütfi Doğan’ın camide halka ağaç dikmenin önemini anlattığı ifade ediliyor.

Nisan 1964 sayısında “Köy Hocası ile Veli Efendi” başlıklı, muhavere tarzında bir yazı yer alıyor. Mesaj olarak yanlış itikat ve hurafelerin dinî hayat açısından taşıdığı tehlikelere dikkat çekilmiş.

Haziran 1964 sayısının birinci sayfasında, Diyanet İşleri Başkanlığının kan gütme olayları hakkında teşkilata yayımladığı genelgeye yer verilmiş.

Eylül-Ekim 1964 tarihli sayısının ilk sayfasında Mehmet Tevfik Gerçeker’in Diyanet İşleri Başkanlığına getirildiği haberi bulunuyor; yazıda Gerçeker’in hayatı ve hizmetleri anlatılmış.

Dergide dinî nitelikli makaleler yanında köy ve köy hayatına ilişkin ve daha çok iktibas şeklinde yazı ve haberlere de yer verilmişti. Mesela, ilaç zehirlenmeleri, temiz ahır temiz süt, gübre ve faydaları gibi yazılar bu kabildendi. Ayrıca yaz ishali, lastik ayakkabıların zararları gibi bazı sağlık konularını işleyen yine iktibas yazılar da yer almış.

Birkaç söz

Yeni Köy Hocası ve devamı olan Köy Hocaları İçin Belleten, kendisine hedef kitle olarak köylüleri ve köy imamlarını seçmiş, Başkanlık tarihinin ilk ve tek süreli yayını olma vasfını taşımaktadır.

Başkanlığımızın daha sonraki yıllarda “köy” adını taşıyan ayrı bir süreli yayını olmasa da 1968 yılında yayınına başlanan Diyanet Gazetesi'nde köylüye ve köy imam-hatiplerine hitap eden makalelere ve seri yazılara yer verilmişti ki, bunlar gerçekten nitelikli yazılardı. Ayrıca Reisliğin kendi süreli yayını olmadığı yıllarda, Sebilürreşad ve benzeri, din hizmetlilerinin dinî kültürlerini besleyebilecek dergileri satın alarak veya görevlilere tavsiye ederek destek olduğunu da not etmek gerekir.

Dinî-ilmî makaleler yanında teşkilat ve personel haberlerinin de yer aldığı, Başkanlık personeli yanında halka da satışı yapılan Diyanet Dergisi’nin aylık olarak yayınına devam ettiği bir sırada, eşzamanlı olarak sırf köylüler ve köy hocaları için ayrı bir gazete ve dergi çıkarma ihtiyacı duyulması ve bunun tahakkuku, kanaatimce son derece anlamlı ve önemlidir; takdire şayan bir girişimdir. Yayımlandıkları yıllarda nüfusumuzun kahir ekseriyetinin köylerde yaşadığı gerçeği, bu çabayı daha da önemli kılmaktadır.

Öte yandan, edebiyatla ilgilenenlerin malumu olduğu üzere, bilhassa 1950 ve 1960’lı yıllarda, köylüyü ve köy hayatını konu alan hikâye ve roman türü kitaplar revaçtaydı ve bunların bir kısmı dinî değerleri erozyona uğratmaktaydı. Başkanlığın, bu tür teşebbüslerle alternatif bir yayın faaliyeti içine girdiği de düşünülebilir.

Başkanlığın geçmiş yıllarda köylülere ve köy hocalarına yönelik yayın teşebbüsü sözü edilen süreli yayınlarla sınırlı değildi kuşkusuz; mevcut imkânlar çerçevesinde hedef kitlesi köy ve köylü olan kitaplar da yayımlanmıştı. Mesela, her yaş ve sınıftan insana hitap eden eserleriyle tanıdığımız merhum Ahmet Hamdi Akseki’nin ta 1928 yılında Köylüye Din Dersleri adını verdiği üç yüz küsur sayfalık bir kitap yazmış olması son derece önemlidir. Ayrıca 1925-1932 ve 1937-1940 yıllarında Müşavere Heyeti azalığı da yapmış olan Ali Vahid Üryani (1879-1940), kendi hususi teşebbüsüyle Köy Hocası Gazetesi adında bir süreli yayın çıkardığı gibi, adlarında “köy” kelimesinin geçtiği Köy Hatibi, Köy Hocası İlmihâli (Bu kitap Başkanlık yayınları arasında çıkmıştır.), Köylü İlmihâli gibi kitaplar da yayımlamıştı. Öyle ki, unvan olarak “Müşavere Heyeti Azası” yanında “Köy Hocası Gazetesi Sahibi” kimliğini yazmayı da ihmal etmiyordu. Kurduğu matbaaya bile “Köy Hocası Gazetesi Matbaası” adını vermişti.

Çok sonraları, 1970’li yıllarda Başkanlık, Köy Hocası El Kitabı adında bir kitap yayımladı.

Dine muhatap olma açısından şehirlilerle köylüler, şehirde görev yapan din hizmetlileriyle köy imamları arasında bir fark olmayacağı açıktır. Buna göre, “köy” adı öne çıkartılarak yapılan yayın faaliyetinde amacın dinî bilginin sunumunda köylünün bilgi ve genel kültür düzeyini göz önünde tutarak dinî konuları sade ve anlaşılır bir dil ve üslupla anlatmak, bu yolla köylüyü din konusunda aydınlatmak olduğu izahtan varestedir. Bu noktada, dönemde, bilhassa köylerimizde formel hiçbir dinî eğitimi olmayan, hatta bazen okuma yazmayı bile zor becerebilen kişilerin de, zarurete binaen, camilerimizde imamlık görevini üstlendikleri gerçeğini göz ardı etmemeliyiz. Yani, köy imamlarının da bu tür yayınlara ihtiyacı olduğu açıktı.

Burada, “Bu tür yayın faaliyetleri günümüzde de devam etmeli mi?” sorusu akla gelebilir.

İki binli yılların Türkiye’sinde, yayın yoluyla dinî irşat faaliyetlerinde hedef kitle olarak artık köylü-şehirli ayrımı yapılmasına ihtiyaç kalmadığını, genele hitap eden yayın faaliyetlerinin kapsamına artık köylerde yaşayan insanımızın da girdiğini söylemek yanlış olmaz. Bununla birlikte günümüzde, artık nüfusumuzun az bir kısmı yaşasa da, köylerimizdeki dinî hayatın kendine has problemlerinin olmadığı iddia edilebilir mi? Kanaatimce bu, üzerinde teemmül edilmesi, araştırılması gereken ayrı bir konudur.

Yazan  Dr. Mehmet BULUT | DİB Başkanlık Müşaviri

Güncelleme Tarihi: 12 Temmuz 2018, 10:02
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER
Web Analytics