İsraf duyarlılığı

İsraf, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ramazan için belirlemiş olduğu ana tema.

İsraf duyarlılığı

İsraf, itidâli aşmak, makul sınırı zorlamak, orta yoldan ayrılmak anlamına bir Kur’an kavramıdır.

Genellikle mal ve servet gibi maddî imkân ve kıymetler hakkında kullanılırsa da, insanoğlunun haddi aştığı her hususu içine alan geniş bir manayı kapsar. Dolayısıyla israf yeme-içme ve giyim-kuşam gibi tüketim alanlarında olduğu gibi insan, zaman, sağlık ve çevre gibi konularda da olur. 

Tüketim ve harcamanın en aşağı derecesi cimrilik, itidali iktisat ve kanaat, aşırısı ise israftır. Nitekim şu iki âyet-i kerîmede konu şöyle açıklanmaktadır: “Onlar ki harcadıkları zaman israf etmezler, cimrilik de yapmazlar, ikisi arası orta yolu tutarlar.” “Elini boynuna bağlı tutma (cimrilik yapma!) Büsbütün de saçıp savurma; sonra kınanmış olursun, eli boş açıkta kalırsın.”

İslâm’da cimrilik de, israf da nefsani duygulardır. İnsan nefsine olan zaafı sebebiyle sınırsız harcamalarda bulunur ve israfa düşer. Yine insan, nefsinin biriktirme tutkusuyla cimrilik yaparak mala bekçilik eder. İlâhî ve dini bir emir olan zekât, bu itibarla bir bakıma arınmadır; insandaki bencillik duygusunu terbiye edip, hasetten ve cimrilikten kurtularak israfa düşmeden iktisâd üzere yaşamayı öğretir. Zekât emrinde insanın sahip olduğu maddî imkanları başkasıyla paylaşma özelliği vardır.

banner178
İslâm, adli emreden, dengeyi ve itidali önemseyen, tüketirken bile ahlaklı olmayı telkin eden vasat/orta yoldur. İktisadi hayatta cimrilik edenler de, israf edip saçıp savuranlar da nefislerini putlaştıranlardır. Çünkü cimri sadece kendisini düşündüğü için kimseyle bir şey paylaşmak istemediği gibi, müsrif de sadece kendi hazları için elinde ve avucundakini hoyratça savurarak nefsini ve benliğini putlaştırmaktadır. Bu yüzden kişinin nefsi için yaptığı aşırı masraf, israf sayılmıştır. Başkaları adına yaptığı harcamalar ise bu kapsama dâhil değildir. 

DİNİ HABERLER İLE İLGİLİ HABERLERE ANINDA ERİŞMEK İÇİN MOBİL UYGULAMAMIZI İNDİREBİLİRSİNİZ .

İsrafta gerekli olandan çok harcamak ve kanaatsizlik söz konusudur. Kur’an’da orta yolu izleyen bir millet olarak tanımlanan Müslümanların itidalden ayrılıp israfa düşmelerini yasaklayan pek çok âyet-i kerime vardır. 

Kur’an’da israfa yakın anlamda kullanılan tebzîr denilen bir kavram daha vardır. Tebzîr, ‘döküp saçmak’ manasına, ‘meşru olmayan yere yapılan harcama’ anlamınadır. İsrafın daha ileri bir boyutudur. 

Yüce dinimizin koyduğu güzel ölçüleri çiğnemek, fiil ve davranışlarda aşırılık göstermek de israf sınırı içinde değerlendirilir. Bu yüzden Allah Teâlâ bizim kendisine: “Ey Rabbımız bizim günahlarımızı, işlerimizdeki israf ve aşırılıkları bağışla!” diye dua etmemizi emrediyor. 

İsraf bir tüketim çılgınlığıdır ve savurganlıktır. İsrafın hem kişisel planda, hem de toplumsal boyutta maddi ve manevî pek çok zararları bulunmaktadır. 

Sonuç olarak israf her türlü kaynak ve imkânı lüzumsuz ve bilinçsiz olarak kullanmaktır. Bundan kurtulmanın yolu ferdî, ictimâî bilinçlenmeye, devletin duyarlılığına, halkı ile devletin işbirliği yapmasına bağlıdır. Güzel yurdumuzda huzurla yaşamak, gelecek nesillere güzel şeyler bırakmak istiyorsak devlet ve millet olarak harcamaları tüketim ahlâkı çerçevesinde dengeli hale getirmek, israfın her türlüsünden kurtulmanın çarelerini aramak duru

Güncelleme Tarihi: 05 Haziran 2018, 10:57
banner179
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER